blank

blank

Enerji jeopolitiği ve pratiği

Türkiye’nin Karadeniz sondajı sonucunda rezerv bulduğunu açıklaması ve aynı dönemde Doğu Akdeniz’deki gelişmeler gerek enerji gerek dış politika konularının tam merkezinde yer alıyor. Sonuçta bu konular, hem barışın devamı ve sürdürebilir olması, hem de ekonomik faydanın paydaşlar arasında adil dağıtılabilmesi bakımından çözüme muhtaç konular olarak gündemin ilk sıralarında…

Bu gergin dönemin tüm dünyayı etkileyen pandemi sorunsalının zirve dönemine denk gelmesi de ayrıca bir tesadüf denilebilir. Buna ek olarak gerek Libya ve Suriye konuları gerekse yıl içerisinde yapılacak olan ABD Başkanlık seçimleri tüm piyasaları ve ekonomilerin kırılganlığını artırmış durumda.

Ciddi likidite verilerek geçirilmeye çalışılan bu dönemin ardından nasıl bir ekonomik ve finansal denge gelecek, bu konu da bilinmezlikleri ile beraber spekülasyona açık olma halini de koruyor.

Elbette talebin tüm dünyadaki halini göz önüne alarak özellikle arz güvenliği bakımından rahatlamış olmak iyi ancak, bunun rehavete dönüşmesi en büyük tehlikelerden birisi. Zira, pandeminin nasıl sonuçlanacağı (aşı, ilaç vb) senaryosuna göre hızlı bir büyüme trendi tüm dünyaya gelebilir ve Merkez Bankaları enflasyonist baskı ile hızla faizleri yukarı çekebilirler. Bu durumda ertelenmiş talebin baskısı ile tüm dünyada enerji talebinin artması doğal olarak görülebilir.

Enerji talebi artışına hızla yanıt verebilecek tip emtialar bir yana, elektrik üretimi maalesef bu duruma uygun değil. Bu nedenle de yatırımların ve sistemik iyileştirmelerin, verimlilik artışlarının devamı çok önemli. Bu bakımdan gerek Türkiye için gerekse KKTC için vazgeçilmeden başarı ile yürütülmesi gereken bazı hususların, bu dönemin rehavetine kapılmadan hayata geçirilmesi gerekiyor.

• Yenilenebilir Kaynakların Değerlendirilmesi

Türkiye ve KKTC, yenilenebilir enerji üretimi konusundaki tüm kaynaklarını “maksimum düzeyde” kullanabilmek için girişimlerine yavaşlatmadan devam etmelidir. Özellikle mini YEKA modeli ile birlikte yatırımcılar ve finansörler açısından kabul edilebilir bir model çerçevesinde bu potansiyelin hızla devreye alınması önemlidir. Bunun yanında henüz yeterince kullanılmayan, jeotermal, biokütle ve hidro kaynakların da kendine has özellikleri düşünülerek bir teşvik mekanizması ile devreye sokulması önemlidir. Bu kaynaklar hali hazırda bulunan ve kullanılmayan kaynaklardır. Verilecek 10-15 yıllık teşvik ve korumalar, elde edilen toplam faydanın yanında sözü edilemeyecek kadar küçüktür.

• Altyapının Yenilenmesi

Gelişen teknolojiler ve üretim teknikleri ile birlikte mevcut sistem altyapısının bu yenilikleri aksatmayacak ve olası birleşmelere, iş birliklerine, ticaret hacminin büyümesine uygun hale gelecek şekilde tamamlanması elzem konulardan bir tanesidir. Fiziki altyapının yanında enerji kaynaklarının mobilitesini sağlamak üzere kurulacak alış-veriş sistemleri ve bu modellerin güvenilirliğinin de sağlanması önemli hususlardan birisidir. Yerel elektrik üretimi ile birlikte artan ve avantajlı hale gelen elektrikli araçlar, çatı tipi güneş santralleri vs. gibi konuların hızlı devreye girebilmesi için gereken altyapı yatırımlarını hızlandırmak için tüm gerekenler hızla yapılmalıdır.

• Verimlilik Yatırımlarının Teşvik Edilmesi

Özellikle Türkiye özelinde en ucuz ve hızlı devreye girecek kaynakların başında verimlilik gelmektedir. Mevcut durumda ihtiyaç yokken şirketlere ve kurumlara “yük” gibi gözüken verimlilik projelerini yapmak ve devreye girmesini sağlamak, yenilenebilir kaynakların değerlendirilmesinden dahi daha öncelikli bir konudur.

Bu bakımdan TEİAŞ tarafından Talep Tarafı Katılımının etkin bir şeklide hemen kullanılmaya başlanması ve hızla bunun bir piyasa modeline evrilmesi en önemli konuların başında gelmektedir.

Bunun dışında gerek su şebekeleri gerekse doğal gaz şebekeleri ve hatta atık baca ısısı vb. potansiyel enerji kaynaklarının boşa gitmemesi için yasal düzenlemelerin hızla yapılması ve hayata geçirilmesi gerekiyor.

Elektriğin önemi arttıkça, yerel potansiyele sahip olan ve normal koşullarda primer enerji kaynakları ithalatına bağımlı olan ülkeler için nispi bazı avantajlar sağlanabilir hale gelecektir. Bu bakımdan bağımlılıkların azaltılması sonuç olarak gerek iktisadi gerekse sosyal ve siyasi anlamda Türkiye için son derece önemlidir.

Bu dönemde önümüzdeki en büyük engel, bu dönemin (talep) rahatlığı sebebiyle rehavete kapılmak olacaktır.