“Buzdolapları Türkiye’nin enerjisinin yüzde 8’ini alıyor”

 Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Üyesi Fazıl Şenel, “Konutlardaki elektrik tüketimine baktığımızda her evde 24 saat boyunca buzdolapları çalışıyor. Bu buzdolaplarının toplam elektrik tüketimindeki payı ise yüzde 8. Yani Türkiye’nin enerjisinin yüzde 8’ini her evde 24 saat çalışan buzdolapları alıyor.” dedi. Şenel, Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Teknoloji Fakültesi tarafından İbrahim Küçükkurt Konferans Salonunda düzenlenen 3. […]

“Buzdolapları Türkiye’nin enerjisinin yüzde 8’ini alıyor”
Servet Uzun
  • Yayınlanma11 Mayıs 2017 08:39

 Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Üyesi Fazıl Şenel, “Konutlardaki elektrik tüketimine baktığımızda her evde 24 saat boyunca buzdolapları çalışıyor. Bu buzdolaplarının toplam elektrik tüketimindeki payı ise yüzde 8. Yani Türkiye’nin enerjisinin yüzde 8’ini her evde 24 saat çalışan buzdolapları alıyor.” dedi.

Şenel, Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Teknoloji Fakültesi tarafından İbrahim Küçükkurt Konferans Salonunda düzenlenen 3. Teknoloji Haftası etkinliğinde, Türkiye’nin enerji ithalatının son 15 yılın en düşük seviyesinde olduğunu dile getirdi.

Enerji üretiminde doğalgazı az kullandıklarını ve sonuç olarak enerji ithalatını 27 milyar dolara kadar düşürdüklerini ifade eden Şenel, “Bu sayı bir zamanlar 60 milyar dolar düzeyindeydi. Şu anda hedeflerimiz arasında bunu sıfıra indirmek var. Hatta sıfıra indireceğimiz gibi aynı zamanda enerji ithal eden ülke konumundan çıkarak enerji ihraç eden bir ülke olmak amacındayız.” ifadelerini kullandı.

“ENERJİDEN KAYNAKLI AÇIĞIMIZ OLMASAYDI BÜTÇEMİZ 12 MİLYAR DOLAR FAZLA VERECEKTİ”

Şenel, ekonomide bağımsız olmanın ana şartlarından birinin enerjide bağımsız olmak olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Toplam cari açığımız 48 milyar dolarken enerji ithalatımız 60 milyar dolar seviyesinde. Yani enerjiden kaynaklı açığımız olmasaydı bütçemiz 12 milyar dolar fazla verecekti. Enerjide dışa bağımlılık azaldıkça cari açık azalacak. Doğalgazın enerji üretimindeki ağırlığı gittikçe artmaya başladı ve bu yüzden mevcut enerji kaynaklarından olan su, doğalgaz ve kömüre olan bağımlılık sürdürülebilir olmaktan çıktığı için bunların yanına yerel ve milli iki enerji kaynağı olan nükleer enerji ve yenilenebilir enerjiyi ekledik.”

“GÜNEŞ ENERJİSİNDE AVRUPA’DAN DAHA FAZLA POTANSİYELE SAHİBİZ”

Yenilenebilir enerji kaynaklarından güneş enerjisi konusunda da yatırımlar yapıldığını ve Türkiye’nin bu enerji kaynağı konusunda potansiyel olarak Avrupa’nın çok ilerisinde olduğunu anlatan Şenel, Türkiye’nin güneş enerjisi noktasında en optimum ülke olduğunu bildirdi.

Şenel, enerji verimliliğinin sağlanmasında en önemli unsurun tasarruf olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer kullanmadığımız zaman fişini çekebileceğimiz elektronik cihazlar varsa, bunların fişini muhakkak çekmeliyiz. Televizyonları, bilgisayarları, şarj aletlerini kapalı vaziyetteyken fişte bırakmayalım. Çünkü fişte takılı olan ama kullanmadığımız cihazlar yüzünden yüzde 3 enerji kaybı yaşanmakta. Her evde 24 saat boyunca buzdolapları çalışıyor. Bu buzdolaplarının toplam elektrik tüketimindeki payı ise yüzde 8. Yani Türkiye’nin enerjisinin yüzde 8’ini her evde 24 saat çalışan buzdolapları alıyor. Keban Barajı’nın toplam elektrik üretimindeki payı yüzde 1,5 dolaylarında. Yani fişte takılı bırakarak kullanmadığımız ve yüzde 3 elektrik tüketimine sebep olan cihazlar 2 tane Keban Barajı kadar elektrik tüketiyor. Buzdolapları ise yıl boyunca 5 tane Keban Baraj’ının ürettiği elektriği tüketiyor. Bu yüzden evlerimizde bulundurduğumuz elektronik cihazların seçiminde enerji tasarruflarına dikkat etmeliyiz. B sınıfı buzdolapları yerine A++ buzdolaplarını kullanırsak yüzde 60 tasarruf ediyoruz. Bu da 3 tane Keban Barajı’nı kurtarmış oluyor.”

Daha sonra söz alan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsa Sağbaş ise teknoloji sayesinde dünyanın artık daha da küçüldüğünü belirtti.

İletişim teknolojisinin gelişmesinin, ülkelerarası sınırları ve kıtalararası mesafeleri yok sayar hale getirdiğini aktaran Sağbaş, şunları kaydetti:

“Hızla gelişen teknoloji ve bunun sonucu ortaya çıkan ihtiyaçlar, bilgiyi ön plana çıkarmıştır. Çevremize baktığımızda yüzlerce teknolojik ürünle karşı karşıya kalıyoruz. Bunların her birinin bir işe yaradığını ve yaşantımızı kolaylaştırdığını görmekteyiz. Bilim ve teknolojinin en önemli unsuru mühendislik. İnsanın varoluşunu bilinçli bir şekilde devam ettirebilmesi için bilime ve teknolojiye ihtiyaç vardır. Bilim ve insan arasındaki bu kısa döngünün varlığını ve bağımlılığını yüzyıllarca sürdürdüğü gibi önümüzdeki yıllarda da teknoloji altyapısını kullanarak daha etkin bir şekilde gelişerek sürdüreceği açıktır.”
AA