Yenilenebilir

‘Türkiye’nin rüzgar potansiyeli büyük’

AA

Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği CEO’su Giles Dickson küresel rüzgar enerjisi piyasaları ve Türkiye rüzgar enerjisi sektörü hakkında Green Power’a değerlendirmelerde bulundu.

Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği (WindEurope) CEO’su Giles Dickson, 7. Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi’nde küresel rüzgar enerjisi piyasaları ve Türkiye rüzgar enerjisi sektörü hakkında gazetemize özel açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin rüzgarda büyük bir potansiyele sahip olduğunun ve Avrupalı yatırımcıların Türkiye’de rüzgar yatırımları içini ilgisinin devam ettiğini belirten Dickson Türkiye’nin son aylarda döviz kurlarında yaşadığı dalgalanmaya ilişkin olarak da bu sorunun üstesinden geleceğini sözlerine ekledi.

“Türkiye kur sorununun üstesinden gelecek”

Türkiye’nin rüzgar enerjisinde uzun dönemdeki potansiyeli çok iyi gördüğünü şimdiye kadar iyi işler yaparak 7 GW kurulu güce ulaştığını ve Rüzgar enerjisinin Türkiye elektrik üretimindeki payı yüzde 6 ila 7 arasında bulunduğunu ifade eden Dickson şunları söyledi: “Türkiye, rüzgar enerjisinin büyümesi için iyi bir yasal çerçeveye sahip ve iyi bir destekleme planı var. YEKDEM ile birlikte oldukça da iyi bir işleyişe sahip durumda. Türk Lirası’nda yaşanan değer kaybından kaynaklı kısa vadeli bir sorun var ki bu şimdilik bazı yatırımcıların bekleme durumuna geçmesine sebep oluyor. Ancak bu kısa vadeli bir konu. Türkiye’nin geçmişte de kur sorunları vardı. Türkiye her zaman bu kur sorunun üstesinden gelmeyi başardı. Bunun gibi mevcut pek çok sorunun üstesinden geleceğinizden eminiz. Bununla birlikte, özellikle önemli olan şey, Türkiye’nin, rüzgar enerjisine yatırım yapan yabancı şirketlerin dolar veya euro cinsinden ödeme alacaklarına dair beklentilerini karşılamaya devam etmesidir; bu çok önemli”

Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisinde büyük bir potansiyeli var

Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisini sahiplenmesinin çok güzel bir gelişme olduğunu belirten Dickson, “Deniz üstü rüzgar enerjisi için Türkiye’nin büyük bir potansiyeli bulunuyor. Kıyı şeridinin uzunluğu ve deniz üzerindeki rüzgarın miktarı oldukça iyi. Coğrafi potansiyelinin de iyi olduğunu söyleyebilirim. Son yıllarda deniz üstü rüzgar enerjisinin maliyeti hızla düştü. Teknolojinin önemli ölçüde gelişmesiyle birlikte türbinler gittikçe büyüdü ve kapasite faktörleri gittikçe daha da yükseldi. Deniz üstü rüzgar çiftliklerinin yüzde 45 veya yüzde 50 oranında kapasite faktörlerine sahip olması artık sıra dışı bir durum değil evet, bu harika” dedi.

Türkiye rüzgarda Ar-Ge’ye yatırım yapmaya devam etmeli

Türkiye’nin Avrupa’nın karasal ve deniz üstü rüzgar türbini üretiminde önemli üreticilerden birisi olabilmesi için her aşamada, araştırma ve geliştirmeye yatırım yapmaya devam etmesi gerektiğinin altını çizen Dickson, “Bu özellikle, daha yüksek aşamalar için pazara yeni teknolojiler getirdiğinizde çok önemlidir. Yerli sanayi ve yerli üretimi desteklemek çok önemlidir. Fabrikalara, ileriki dönemler için alacakları siparişlerin hazırlığı hakkında uzun vadeli görünürlük sağlamak da hayati öneme sahiptir. En önemli şeylerin başında bu geliyor. İnsanlar, belli ve açık bir hazırlığın yanı sıra rüzgar enerjisine yapılacak gelecekteki yatırımları destekleyecek açık ve istikrarlı bir yasal zemin göremezlerse, bir fabrikaya yatırım yapmayacaklardır” diye konuştu.

Gelecek 5 yılda Avrupa’da kurulacak RES’lerin yüzde 80’i karasal olacak

Rüzgar enerjisinde yatırım maliyetlerinin önemli biçimde düşmeye devam ettiğine söyleyen Dickson, “Artık dünyadaki bir çok ülke o veya bu şekilde rüzgar enerjisi endüstrisini geliştiriyor. İnsanlar, birçok ülkede, yeni elektrik üretim kapasitesinin en ucuz biçiminin karasal olduğunu kabul ediyor. Bu nedenle karasal rüzgar enerjisinde yatırım yapmak mantıklı görünüyor. Hükümetler rüzgar enerjisine yatırım yapmak için ekonomik gerekçe görüyorlar. Ucuz enerji güvenliğinizi artırıyor, enerji ithalatınızı azaltıyor, değişken fosil yakıt fiyatlarına maruziyetinizi azaltıyor ve yerli ekonominizde istihdam yaratıyor. Rüzgar enerjisi ekonomik olarak mantıklı görünüyor. Önümüzdeki beş yıl boyunca, Avrupa’da inşa edilecek olan bütün yeni rüzgar santrallerinin yüzde 80’i hala karasal olarak planlanmış durumda” diye konuştu.

‘Avrupalı yatırımcılar Türkiye’de yatırım için olumlu’

Avrupalı yatırımcıların Türkiye’de yatırım yapma konusunda olumlu olduklarının altını çizen Dickson, “Türk Lirası’nın korunmasına dair 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin rüzgar enerjisi için geçerli olmadığına, rüzgar enerjisinin bu kararnameden muaf tutulduğuna dair hükümetin net bir kararına ihtiyacımız var. Çünkü halihazırda dolar gelirlerine dayanan sözleşmeler imzalamış olan şirketlere gidip, onlara “Artık gelirler Türk Lirası üzerinden” dediğiniz takdirde tüm yatırımlar başarısız olur ve finansman sağlayamazsınız. İspanya, Romanya, Bulgaristan gibi başka ülkelerde gördük ki, yatırımcılara yönelik haksız değişiklikler yapar ve kuralları geriye dönük olarak değiştirirseniz, bu yatırımcıların inancını yeniden kazanmanız çok çok uzun bir zaman alır. İkinci olarak sorunların çözüldüğünü varsayarak, gelecekteki projelerin Dolar veya Euro cinsinden para kazanabilmelerine yönelik bakış açısının sürdürülmesi de çok önemli. Çünkü söz konusu yatırımları desteklemek için ihtiyaç duyulan uzun vadeli finansmanı cezbetmenin tek yolu bu temel üzerine dayalıdır. Aslında bu tamamen, finansman sağlamak ve bu finansmanın maliyetlerini en aza indirmekle ilgili bir konu. Gelirin sadece Türk Lirası olması durumunda, finansmanı sağlamak çok zorlaşacaktır. Sağlayabileceğiniz durumlarda da, faiz oranları, rüzgar enerjisinin finansmanına yönelik geleneksel oranlardan çok daha yüksek olacak ve bu da Türk ekonomisine yönelik maliyetleri artıracaktır” diye konuştu.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son güncelleme: 14:03 21 Kasım 2018