Makale

Petrol fiyatlarını anlamak

petrol
AA

Petrol fiyatlarının yükselmesi bizim gibi tüketici ülkeler için hep en kötü durum senaryosu iken fiyatların düştüğü dönemler biraz da sakin izleyebildiğimiz dönemler oluyor. Sonuçta enerji tüketim maliyetimiz düştüğü için telaşımız, fiyatlar arttığı zamanki kadar olmuyor. Burada makro anlamda bir gerçeklik olmasa da mikro anlamda sevinecek şeyler olduğu doğru. Ancak şu an içinde bulunduğumuz durumda kimsenin petrol fiyatlarının düşmesine sevinecek hali kalmadı diye tahmin ediyorum.

Petrol fiyatlarını medyada takip edenler için aslında resmin tamamını görmek imkansız. Medyada dillere pelesenk olmuş bir şekilde tek bahsedilen Brent ve WTI fiyatları. Bu fiyatların piyasanın tamamı için bir fikir verdiğini zannetme yanılgısı içinde izliyoruz bu değerleri. Bu değerlerin gerçekte ne anlama geldiğini ve aslında resmin tamamını görmek için nelere bakmamız gerektiğini bilmiyoruz. Türkiye gibi çok fazla petrol/enerji uzmanı olan bir ülke için bu tuhaf bir durum.

Genel gözlemlerime göre anladığım kadarıyla Brent fiyatı olarak size gösterilen fiyatın aslında ne olduğunu çoğu kişinin anlamadığını görüyorum. Bu aslında Brent’in küçük kardeşi WTI için de geçerli. Bu iki fiyat ile tüm petrol piyasasını yorumlamaya çalışmak sanırım televizyonda hava durumu izleyip bütün bir yıl tarlasını sürmek için plan yapan bir çiftçinin durumuna benzer olur.

Eğer konumuz fiyatın bize ne anlatmaya çalıştığı ise, petrol – ve aslında emtia piyasalarının tamamı – için esas olan fiyat eğrisinin durumudur. Bugünkü fiyat bir başlangıç ve gösterge olarak önemlidir ancak piyasanın durumunu anlamak için size fikir veremez. Aslında çoğu kişi bugün televizyonda gördüğünüz Brent fiyatının aslında 30-45 gün sonrası için referans olduğunu ve bugüne dair pek bir şey ifade etmediğini bilmez.

Fiyatlardaki düşüşün nedenlerini daha iyi anlamak için aslında rafineri ekonomisine bakmak resme dair bir fikir sahibi olmamız için iyi bir başlangıç noktası olur. Rafineri operasyonel marjları hangi petrol türüne talebin artıp, hangisine azalacağını ve bunun da petrol türlerinin fiyatlarının ne olacağını anlamak için önemli bir gösterge. Rafineri marjları aslında tek bakışta hem ham petrol türlerinin satış fiyatları, taşıma maliyetleri, ortaya çıkardıkları işlenmiş ürün profili hakkında hem de ürünlerin piyasadaki talepleri, arz dinamikleri ve rafinerilerin operasyonel kapasiteleri hakkında bir fikir verebilir.

Bugün ABD Meksika Körfezi rafinerilerinde en çok kar bırakan ham petrol türü Meksika Maya petrolü. Hatta şöyle söyleyeyim ABD’nin kendi petrol türleri içerisinde sadece Bakken petrolü (Kuzey Dakota’daki Williston baseninden üretilen petrol blendi) artı marjda. Spot piyasa fiyatlarına göre Eagle Ford, Mars, Poseidon, Southern Green Canyon gibi ham petrol türlerinin tamamı neredeyse $-20/varil (yanlışlık yok, eksi yirmi dolar) seviyesinde marjlara sahipler. Eksi marjdalar. Bu Meksika Körfezi offshore üretiminden gelen Mars ve Poseidon için ve diğer Meksika Körfezi üretimi için çok kötü haber. Hiç üzerine konuşulmasa da ABD’nin toplam ham petrol ve diğer petrol sıvıları üretiminin yaklaşık %15’i Meksika Körfezi offshore sahalardan geliyor ve Teksas rafinerilerinin can suyu olan orta seviye petrolün kaynağı da burası.

Aslında bugünlerde petrol türlerine ve fiyatlara dair bazı yanılgıları da apaçık görme şansı buluyoruz. Hafif petrolün her zaman değerli, ağır petrolünse değersiz sanıldığı bir ortamda Meksika’nın ağır sınıf Maya petrolünün ABD Meksika Körfezi resmi satış fiyatının, hafif sınıf WTI ve ABD Meksika Körfezi orta sınıf petrol gösterge petrolü Mars’tan daha pahalı olduğunu görmek birçokları için şaşırtıcı olabilir.

Bugünkü petrol piyasasında esas olan talep noktası artık Doğu, Güney ve Güney Doğu Asya. Bu bölgedeki ülkelerin talepleri, kısa ve orta vadede petrol fiyatının kaderini belirleyecek olan asıl etken. Bu bölgenin ana petrol tedarik noktası ise Orta Doğu. Orta Doğu petrolünün gösterge petrolü ise Dubai futures fiyatı. Bu yazıyı yazdığım an itibariyle, 23 Mart 2020 tarihinde, Dubai fiyatının Brent’ten $3/varil, WTI’dan $8/varil daha pahalı olduğunu bilmek belki sizi televizyonda duyduklarınızı bir kez düşünmeye itebilir. Yani aslında Brent ve WTI fiyatları bize gerçek anlamda resmin tamamını sunamıyor.

Geçen haftaki VLCC (very large crude carrier) tanker fiyatlarındaki artış da dizginlenmiş görünüyor. Dünyadaki genel piyasa durgunluğu, VLCC envanterinin Orta Doğu-Asya pazarına dönmesini sağlamış gibi görünüyor. Bu da Irak ve Birleşik Arap Emirlikleri petrollerinde fiyat artışı olarak yansıyor. Fiyatlar $30/varil altında kalır mı, $10/varil olur mu diye konuşulurken 20 Mart günü Basrah Light fiyatı, Brent petrolden $6/varil daha fazlaydı.

Yani demem odur ki finansal fiyat ile fiziki fiyatı karıştırmamak gerekir. Her ne kadar bu işlerde gösterge fiyat baz alınarak işlemler yapılsa da herhangi bir petrol türünün gösterge fiyata karşı kendisini nasıl konumlandıracağı tamamen bir piyasa işidir. Suudi Arabistan’ın yaptığı fiyat indirimini “fiyat savaşı” diye isimlendirmek manasız. Kuzey Batı Avrupa rafineri cracking marjlarına bakarsanız, bugün Rusya’nın Urals petrolüne karşı tercih edilmesi için başka çaresi olmadığını anlarsınız. Burada bir ticari faaliyet var ve petrol piyasasında ticari faaliyetlerin bizi derinden etkilediği gerçeği bu kararları ticari olmaktan çıkarmaz.

Zaten Suudi Arabistan’ın piyasaya arz arttırma kararını uzun süre devam ettiremeyeceğini tahmin ediyorum ki eminim bunun onlar da farkında. Bu sadece mevcut piyasa şartlarında kendi pozisyonunu güçlendirme ve tekrar masaya oturma durumu oluşursa elindeki kozu artırma çabasından başka bir şey değil.

Petrol fiyatlarını anlamak bir veri analizi işidir. İnternette rahatça bulabildiğiniz rapor ve haberlerle anlaşılabilecek bir şey değil maalesef. Hele de konudan ne kadar anladığı bence meçhul birkaç gazete, dergi, köşe yazarı vs. okuyarak hiç anlaşılamaz. Petrol piyasası bir bütün ve bu bütünün tamamını anlamadan fiyatların ne dediğini anlamak imkânsız.

Petrol fiyatlarının nereye gideceğinden ziyade bizim bu ortamda nasıl hayatta kalacağımıza ve bu durumdan en az zararla nasıl çıkabileceğimize odaklanmamız lazım. Burada asıl manipülasyonun fiyatta değil, onun yorumunda yapıldığını iyi anlamamız lazım. Fiyatın nasıl algılanacağı piyasa hissiyatı ile şekillenen bir durum ve piyasa içerisindeki herkesin hissiyatının aynı yönde gitmesi aslında piyasa işleyişine ağır darbe vuran bir konu. O zaman yine panik havasıyla hareket eden kitleler ve daha hafif atlatılacak krizlerin derin yaralar bırakması ile yüz yüze kalırız. Bugün de olan bu değil mi?

Hepinize virüssüz, huzurlu ve bilgiyle dolu günler dilerim.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir