Makale

Mavideki yakıtlar ve mavi gezegen

AA

Değerli Okuyucularım,

Petrol kökenli deniz yakıtı yandığında, egzoz gazında karbondioksit, karbonmonoksit, su buharı, kükürt oksitler, azot oksitler, hidrokarbonlar ve partiküller bulunur. Bileşimdeki azot ve kükürt oksitleri ile partiküller bitki örtüsü, ormanlar, su ekosistemleri, çevre ve insan sağlığı için mühim tehdit oluştururken, egzoz gazı hava kirliliği ve iklim değişimine neden olur. Denizcilik endüstrisi kaynaklı karbondioksit, günümüzde küresel sera gazı salımlarının neredeyse yüzde 3’üne neden olurken, bu değerin 2050’de yüzde 5’e yükseleceği öngörülmektedir.

Avrupa Birliği’nde yürürlükte olan Sıvı Yakıtların Kükürt İçeriğindeki Azalmaya İlişkin Yönerge (2016/802) kapsamında, eğer yönergeye uyulmazsa denizcilik emisyonlarının karasal emisyonlardan daha yüksek olabileceği vurgulanmakta.

ÜLKELER KENDİ KARASULARI İÇİN FARKLI KURALLAR BELİRLEMEKTE

Bilindiği üzere, 1 Ocak 2020’den başlayarak Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından bildirildiği gibi, gemiler en fazla binde 5 oranında kükürt içeren yakıtları tüketecek. Ülkemizin de taraf olduğu “Gemilerden Kaynaklanan Kirlenmeyi Önleme Uluslararası Sözleşmesi (MARPOL) gereğince tanımlı Emisyon Kontrol Alanları (ECA) kapsamında kükürt oksitler, azot oksitler ve partiküllerin miktarlarının sınırlandırılmasında daha düşük oran (binde bir) hedeflenmektedir. Halen Baltık Denizi, Kuzey Denizi Kuzey Amerika Denizi ve Amerika-Karayip Denizi için “Kükürt Emisyonu Kontrol Alanı (SECA)” tanımı da yürürlüktedir. Bunlara ek olarak ülkeler kendi karasuları için farklı kurallar da belirlemektedir. Çin gibi.

Azot oksitleri havadaki oksijen ve azot kökenli iken, kükürt oksitleri yakıtın kükürtlü bileşikler içeriğine bağlıdır. Seçici Katalitik İndirgeme (SCR) teknolojisi ile azot oksitleri egzoz gazından yüzde 90’dan daha fazla oranda azaltılabilmektedir. Kömür santrali baca gazı için olduğu gibi kükürt oksitler de egzozdan yıkanarak giderilebilir. En iyi çözüm ise kükürtlü bileşikler miktarının azaltılarak akaryakıtın rafineride tatlılaştırılmasıdır.

Deniz yakıtlarındaki bu değişiklik, yakıt arzında yepyeni bir teknik duruş ile tedarik zinciri yönetimi gerektirmekte. Çok Düşük Kükürtlü Yakıt (VLSF) talebinin artması, bu yakıtın maliyetindeki artış piyasada olumlu-olumsuz gelişmelere neden olurken, geminin sera gazı salımları, azot ve kükürt oksitleri ile partikül kirleticilerini azaltacak-yeni deniz yakıtı seçenekleri de mavi gezegenimiz için ön plana daha çok çıkacak.

DOĞAL GAZ, LNG İLE CNG GEMİLERDE HEM İÇTEN YANMALI MOTORLARDA, HEM DE GAZ TÜRBİNLERİNDE KULLANILABİLİR

Geleneksel deniz yakıtı yerine orta vade kullanılabilecek yakıt ve enerji taşıyıcı seçenekleri: Biyodizel; Elektrik; Metanol; Sıvılaştırılmış Doğal Gaz (LNG); Sıkıştırılmış Doğal Gaz (CNG) iken geleceğin seçenekleri ise Biyogaz; Biyokütle ve Doğal Gazdan Üretilen Sıvı ve Gaz Yakıtlar; Etanol; Dimetil Eter; Hidrojen (Özellikle Yakıt Hücrelerinde); Nükleer Yakıtlar; Sıvılaştırılmış Petrol Gazı (LPG) şeklindedir. Bu seçenekler deniz yakıtlarıyla harmanlanarak ya da deniz yakıtlarıyla birlikte, hibrit çözümlerle de tüketilebilir. Sayılan bu seçenekler arasında enerji dönüşümünün vazgeçilemez geçiş süreci fosil enerji kaynağı olan doğal gaz mühim yere sahiptir.

Doğal gaz, LNG ile CNG gemilerde hem içten yanmalı motorlarda, hem de gaz türbinlerinde kullanılabilir. Doğal gaz yakıt hücreleri için de kaynaktır. Doğal gazlı feribotlar, büyük yolcu gemileri, sahil güvenlik gemileri, açık deniz servis gemileri, Ro-Ro gemileri, konteyner gemiler tankerler ve katamaranlar için siparişler bulunurken, mavide seyreden doğal gazlı taşıtlara ilgi giderek artmaktadır.

ULAŞTIRMADA VE ÖZELLİKLE DENİZ TAŞIMACILIĞIMIZDA DOĞAL GAZ TÜKETİMİMİZ MUTLAKA ARTMALI

Ülkemiz mevcut doğal gaz boru hatları, yeni Trans Anadolu Doğal Gaz Hattı Projesi (TANAP) ve TürkAkım Açık Deniz Boru Hattı Projesi ile LNG-CNG endüstriyel teknik yetkinlikleriyle doğal gaz için artan kritik öneme sahip. İç tüketimimizde hanelere ulaşan doğal gaz hızla artarken, ulaştırmada ve özellikle deniz taşımacılığımızda tüketimimiz mutlaka artmalı. Armatörlerin önünde yeni gemileri için bu hususlar duruyor. Mavinin yeni gemileri mavi gezegen dostu olmalı.

Avrupa Sürdürülebilir Deniz Taşımacılığı Forumu (ESSF) güvenlikten ödün vermeden, temiz-rekabetçi-kaliteli nakliye için çalışırken, IMO Madrid’de 2-13 Aralık 2019 tarihlerinde gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 25. Taraflar Konferansı (COP25) süresince iklim değişimiyle mücadele sektörel duruşunu, sera gazı azaltım son çalışmalarını ortaya koydu. IMO enerji verimliliği-iklim ilişkisini, karbon tutma-depolama teknolojileri dahil olmak üzere iklim değişimini azaltma teknolojilerine, düşük karbon ekonomisine verdikleri önem ile deniz taşımacılığının Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri için vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Konferans boyunca yükselen sular altında kalacak ülkeler, okyanus dostu girişimler, platformlar, dernekler oturumlarda “COP 25 Eylem Merkezi” etkinliklerinde ve beyanatlarında mavideki iklim değişimini gündemde tutarak acil değişim gereğini öne çıkardılar. Dünyada pek çok şehir ile eşgüdümde Madrid’de yapılan 500 bin kişinin katıldığı iklim yürüyüşünde eylemlerin yetmediği, siyasi adımlar gereği vurgulandı. Yürüyüşe katılan İspanyol Aktör ve Çevre Aktivisti Javier Bardem COP25 oturumundaki konuşmasında “Okyanuslarımız çöküşün eşiğinde. Hepimiz bu konuda büyük rol oynadık. Şimdi hepimiz rolümüzü doğru oynamalıyız. Zaman okyanusları koruma zamanı” dedi.

Akdeniz’e dair yedi protokol içinde “Gemilerden ve Uçaklardan Boşaltma veya Denizde Yakmadan Kaynaklanan Kirliliğin Önlenmesi ve Ortadan Kaldırılması Protokolü” de bulunan Barcelona Sözleşmesi’nin 21. Taraflar Konferansı Napoli’de 2-5 Aralık 2019 tarihlerinde yapılarak, denizdeki çöp, deniz koruma alanları, biyoçeşitlilik, mavi ekonomi ve iklim değişimi öncelikli başlıklarında ülkeler destek ve katılımlarını belirttiler. En önemli çıktılardan biri, MARPOL uyarınca Akdeniz’in de ECA olarak tanımlanması teklifi için yol haritası belirlenmesi oldu. Bu husus “Binde 5 Kükürt Oranı, Binde 1 Kükürt Oranına İlerliyor” demek. Hazırlıklı olmak gerek.

İlk çalıştığım Otto motorunda, doktora tezimde, metanollü ve etanollü benzinleri, doktora sonrası araştırmamda da Kanada Nova Scotia Teknik Üniversitesi İçten Yanmalı Motorlar Laboratuvarı’nda bitkisel yağ-motorin karışımları ile biyodizeli Deniz Diesel motorunda yakmış, benzin ve motorine göre egzoz emisyonu kirletici azalımlarını çalışmalarımda ortaya koymuştum. O vakitler dünyada iklim değişimi gündemde neredeyse yoktu. Ancak enerji kökenli çevre kirliliği, egzoz gazı kirleticileri, doğa-sağlık etkileri ve yeni motor yakıtları lider konulardandı.

COP1, 1995’te Berlin’de yapıldığında, iklim değişimi-geleceğimiz konusu bilim dünyasından küresel gündeme ilk kez taşınarak, insan müdahalesiyle olagelen iklim değişimine dur demek gereği ortaya konmuştu. Bugün hepimiz için, her sektör için iklim değişimine etki ve zorunluluk getiren ilgili mevzuat öncelikli konu. Çünkü mavi gezegenimizin yükü artık çok ağır. Mavi vatanımızı korumak gerek.
Enerjinize ve çevrenize iyi bakınız değerli okuyucularım.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir