Makale

ABD shale petrolünün küresel oyuncu olma rüyası

AA

ABD’li şirketlerin küresel oyuncu olma becerisi ABD petrolünü de küresel oyuncu yapmaya yeterli mi? OPEC petrolüne rakip olacak bir duruma gelebildiler mi?

ABD petrol üretiminin, daha da özelinde shale oil üretiminin bugünkü performansına ve başarılı olup olmadığına bakalım bu sefer. ABD’li şirketlerin küresel oyuncu olma becerisi ABD petrolünü de küresel oyuncu yapmaya yeterli mi? OPEC petrolüne rakip olacak bir duruma gelebildiler mi? Bu yazı için gerekli tezleri sunarken de biraz işin fiyat dengesi kısmı üzerinden gidip fiyat performansına bakarak aslında ABD içinde neler olup bittiğine bakmaya çalışalım. Bunu yaparken de bence petrol üretiminin başkenti olan Teksas’daki duruma bakıp aslında ABD’li üreticilerin söylendiği kadar başarılı olup olmadığını da anlamaya çalışalım. Bu yazının sonunda ABD stoklarındaki toplam hacmin de durumunu anlama açısından bir adım atmayı da umuyorum.

ABD shale oil patlamasının ana vatanı olan Teksas’ın Permian üretim alanı bu çalışmanın en merkezinde olmalı. Hem üretim hem de rezerv bakımından ABD petrol üretimi yeniden tekrar toparlanacaksa bunun Permian’dan başlamasını beklemek gayet gerçekçi olur. Geleceğe ışık tutabilme adına Permian’daki durumu anlamak çok önemli. Permian’ı anlamak aslında OPEC-ABD çekişmesi diye tanımlanan kötü senaryonun ABD ayağını anlamak için de hayati. Bu çekişme senaryosuna “kötü” deme nedenlerimi daha önceki yazılarda ayrıntılı anlattım ama yine bir özetle değineyim; ABD konvansiyonal olmayan üretimden gelen petrol hafif petrol ve Orta Doğu’nun orta petrolü ile doğrudan rekabetini beklemek manasız. Bu nedenle de buna dayalı çekişme senaryoları en hafif tabiri ile kötü.
Teksas’ı üretim için merkezde tuttuğumuz için rafineri için de merkeze Teksas’ı koymakta sakınca görmüyorum. Grafik 1’deki mavi çizginin gösterdiği üzere Teksas iç rafinerilerinin kulllandığı petrol gün geçtikçe daha da yüksek API graviteye ulaşıyor, yani gittikçe hafifliyor. Peki bu hafifleme bir tercih mi yoksa zorunluluk mu? Bu sorunun cevabı ABD’li üreticilerinin başarılı olup olmadığının da göstergesi olabilir. Ancak buna bakmaya başlamadan önce yazının devamı için bize fikir vermesi ve konuyu anlamaya destek olması adına aynı grafikteki diğer bir veriyi inceleyelim. Yeşil renkli alan grafiği ise hafif ve ağır crack spread arasındaki farkı gösteriyor.

Crack spreadi kabaca bir rafinerinin karlılığını hesaplama adına kullandığımız bir yöntem olarak tarif edebilirim. Rafinerinin işlediği petrolün maliyetinden rafinaj sonrası ortaya çıkardığı ürünlerin satış fiyatlarından farklı oran hesaplamaları ile çıkararak genel bir karlılık hesaplaması sunuyor. Grafikte tipik bir ABD rafinerisi için kabul gören 3:2:1 crack spread hesaplamasının sonucunu görüyorsunuz. Yani iki varil gasoline ve bir varil ULSD (Ultra Low Sulphur Diesel) satış fiyatlarının toplamından 3 varil ham petrolün satış fiyatının çıkarılması ile yapılan bir hesaplama. Hafif crack için bölgenin hafif petrol kaynağı olan Light Louisiana Sweet ve ağır crack spread için de bölgenin ağır petrol kaynağı olan Heavy Lousiana Sweet kullanmayı uygun gördüm. Grafikten görebileceğiniz üzere Temmuz 2015 hariç hafif crack spreadin yüksek olduğu dönemlerde rafinerilerin işlediği petrol de daha hafif petrollerden seçilmiş. Ancak Kasım 2016’dan bu yana ortalamanın üstünde giden ortalama işlenmiş petrol API açıklaması ne olabilir?

Burada EIA verilerini kullanmaya devam ediyoruz ve ABD’de üretilen petrolün API gravitesine göre oluşturulan fiyat basketinden iki basketi inceleyelim; 20.1-25.0 API ve 35.1-40.0 API basketleri. Neden bu basketleri seçtiğimin nedeni ise ABD içinde üretilen ağır ve hafif petrolün fiyat performanslarını karşılama isteğim. Ben kendimce – tabi biraz da piyasadaki tecrübeme dayanarak – bu sınıflamayı yaptı. Grafik 2’yi incelemeye başlayalım. Grafiği daha iyi anlamak için bir not düşeyim; İçi koyu renkli her bir sütun ABD yerel ağır petrol basket fiyatının hafif basketten daha yüksek olduğu, içi beyaz renkli her bir sütunun da hafif basketin ağır basketten daha pahalı olduğunu belirtmekte fayda var. Grafik 2’yi incelerseniz 2016 başına kadar ağır basket fiyatını hafif basketten daha yüksek olduğunu görürsünüz. Bu o dönemdeki Permian ve Bakken’deki yoğun üretim durumu ile kıyaslanınca gayet mantıklı. Ayrıca ABD’de fiyatların düşmesi ile shale oil aktivitelerinin düşmeye başlaması ile aradaki farkın zamanla kağandığını da içi dolu sütunların performasından görebilirsiniz.

Ancak 2016 başından beri hafif basketin fiyatının ağır baskete göre gözle görülür şekilde arttığını görebiliyoruz. Teksas rafinerilerinin alımlarına baktığımızda 2016 yılı için ortalama 39.5 API olduğunu görebiliyoruz. Bu fiyat artışını bu talep ile açıklamaya çalışabilrsiniz ancak stokları bile ağzına kadar dolduran ve üretimi kendisini toparladığı iddia edilen bir petrol için bu artış sizce de anormal değil mi? Ayrıca Batı Afrika’dan da yeteri miktarda hafif petrol ihraç edebilen ABD için yerli hafif petrolün fiyatında bu denli belirgin bir artış olması bence tuhaf. Bu bana tek bir şey düşündürüyor ancak bunu da açıklamadan önce analize devam edelim.

Teksas Permian’daki üretimin düşük petrol fiyatlarında nasıl değiştiğini incelemek de resmin tamamını görmek için bence çok faydalı. Grafik 3’te Permian farklı basenleri için üretim seviyelerini görebilirsiniz. Grafiğe baktığınızda en dikkat çeken kısım Spraberry baseninin fiyat düşüşlerinden neredeyse hiç etkilenmediğini görmek oluyor. Spraberry ham taşıma hem de sondaj/tamamlama maliyetleri nedeniyle çok düşük fiyat seviylerinde bile üretime devam edebilen bir bölge ancak bir sorunu var. Spraberry üretiminin neredeyse tamamı 40 API ve üstü petrolden geliyor. Bu şu demek; Spraberry üretimi toplam üretim içerisinde payını artırdıkça toplam üretilen petrolün API ortalaması da yükselecek. Yukarıda bahsettiğiniz Teksas rafineri girişlerindeki veri ile uyumlu. Ayrıca burada bir şey daha açıklığa kavuluyor. Permian üretimindeki petrol o kadar incelmiş ki hem üretimde hem de stoklarda 35.1-40.0 API arası petrolün miktarını sıkıntıya sokmuş ve bunu da Grafik 2’deki fiyatların performansından görebilmiştik.
Peki bu durumda EIA tarafından sürekli açıklanan petrol verisinin durumu nedir? Bunu anlamak için ufak bir bilgi vereyim. Ortalama bir Permian kuyusundaki üretiminin %65’i petrol, %19’u doğalgaz sıvıları (NGLs) ve %16’sı da doğal gaz ancak %65 petrol dediğimiz sıvının tamamı ham petrol değil. Bu petrol ve kondensat karışımı, bu nedenle de üretilen petrolün hafif petrol olmasına şaşırmak da mantıksız. Buna paralel olarak şunu da söyleyeyim kı aynı durum EIA petrol stokları için de geçerli. EIA petrol stoklarındaki petrol sadece ham petrol değil. Kondensat da var ve bu da stoklardakı toplam sıvının da sürekli hafiflediği tezini desteklemek için bence gayet güzel kullanılabilir.
Peki bütün duruma rağmen neden sürekli bir kule sayısı ve petrol stoğu artığı görüyoruz? Çünkü 2016 yılının başından beri petrol üretiminin ana destekçisi gaz talebi oldu ve bu talep yukarıda saydığım dinamiklere dayanarak petrol üreticilerini ayakta tutabiliyor. Ayrıca şahsi tahminime göre üreticiler gaz talebinden dolayı yukarıda ortalama olarak verdiğim gaz oranından çok daha yukarıdaki bölgeleri hedefleyerek daha fazla gaz üretmeye yönelik stratejileri geliştiriyorlar. Bunu da Teksas’ta yapıyorlar çünkü buradan talebin ana noktası olan Guney Teksas ve Meksika’ya bu gazı taşımanın maliyeti Doğu Yakası’ndan taşımaktan çok daha ucuz olduğu için gaz yoğun bölgeler ile rahatça rekabet edebiliyorlar. Bu durumda üretilen petrolün çok daha büyük bölümünün ham petrol değil de kondensat olduğunu düşünüyorum ve bu da gittikçe hafifleyen bir petrol üretimi demek ki rafinerilerin kullanımı bu tezimizi destekliyor.

Şimdi en baştaki soruyu tekrar sorarsak; ABD’li üreticiler o kadar başarılı mı? Hayatta kalma stratejilerine göre gayet başarılılar. Herkesin tahmin ettiğinden çok daha uzun süre dayanabildiler, çok entersan hayatta kalma becerileri ortaya koydular. Peki bu strateji onları küresel bir oyuncu yapar mı? Hayır. Orta seviye petrol yoğun talep odaklı bir küresel piyasada ve Batı Afrika hafif petrolünün maliyet avantajları varken küresel oyuncu olma ihtimalleri çok ama çok kısıtlı. Bu nedenle de ABD’yi OPEC’e rakip görmek görünenden de kötü bir senaryo.

Saygılarımla,



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son güncelleme: 10:47 21 Ağustos 2017