Elektrik

Kalyon enerjide YEKA’lar, FSRU ve elektrik depolama ile büyümeye devam edecek

AA

Enerji sektöründe son yıllarda yaptığı önemli yatırımlar ile ses getiren Kalyon Holding’in Enerji Grup Başkanı Dr. Murtaza Ata, Gas&Power’a özel açıklamalarda bulundu.

Enerji sektöründe son yıllarda yaptığı önemli yatırımlar ile ses getiren Kalyon Holding’in Enerji Grup Başkanı Dr. Murtaza Ata, Gas&Power’a özel açıklamalarda bulundu. Ata, Şirketin kazandığı YEKA Yarışmaları sonrası projelerdeki son durumu, FSRU projeleri ve şirketin gelecek stratejilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Kalyon Holding Enerji Grup Başkanı Dr. Murtaza Ata, Karapınar Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA-1) projesi kapsamında Ankara’da kurulacak olan Türkiye’nin ilk entegre pv panel üretim fabrikasının inşa edileceği Ankara’daki Başkent Organize Sanayi Bölgesi (OSB) yönetimi ile birlikte fabrikanın yeri ile ilgili arazi satış ve tahsis sözleşmesini imzaladıklarını ifade etti. Ata, bununla birlikte Koreli ortağımızla bir ekip oluşturarak şirketin yapılanması ve üst düzey yönetimini kurguluyoruz. Bunları en kısa sürede tamamlayacağız. Bunun haricinde fabrikanın mühendislik çalışmaları devam ediyor. Biz fabrika sahasında hafriyat ve yol çalışmalarına başladık. Sahada 1 Milyon metreküpe yakın hafriyat çalışması var. Bununla birlikte kazıklar çakılacak. Yani temeli her an atabiliriz” şeklinde konuştu.

“HER AY 50’ŞER MW PANEL KURULACAK”

PV Panel üretim fabrikasının faaliyete geçme ve Karapınar’daki YEKA sahasında kurulum süreciyle alakalı olarak kendilerine verilen süreyi biraz öne çektiklerini ve proje takviminde bir değişiklik öngörmediklerini ifade eden Murtaza Ata, açıklamalarına şöyle devam etti: “Hedefimiz 2018 sonunda fabrikayı bitirip üretime geçecek hale getirmek ve Ocak 2019’da üretime başlamak. Aynı şekilde 2019 yılı Ocak ayından itibaren fabrika üretime geçer geçmez her ay 50’şer MW kapasiteyi devreye almayı düşünüyoruz. Karapınar’daki santralin inşaatına 2018 yılı Ocak ayında yani yaklaşık 3 ila 4 ay sonra inşaatına başlıyoruz. 1 Ocak 2019’a kadar santral sahası hazırlık inşaatları bitmiş olacak. Santral sahası hazırlık inşaatının 1 sene sürmesi bekleniyor. Burada birisi 400 MW diğer 154 MW’lik iki adet şalt sahamız olacak. Bunların inşaatlarına birlikte başlayacağız. Bu arada da 2018 yılı ortasından itibaren de devreye alınacak santral kısımlarının konstrüksiyonları, kablolamaları gibi bütün her şey bitecek ve 1 Ocak 2019’da fabrika üretime geçtiği gün üretilecek güneş panellerinin santralde montajına başlanacak. Amacımız bir an önce santrali kısım kısım üretime geçirmek. Tabi bununla birlikte Ar-Ge için üniversitelerle görüşüyoruz. Biliyorsunuz bizim Gaziantep’te Hasan Kalyoncu üniversitemiz var. Hasan Kalyoncu Üniversitesi ile iş birliği halinde çalıştay düzenleyeceğiz. Ar-Ge merkezimiz organize sanayi bölgesinde fabrika ile yan yana olacak. Fabrika ile Ar-Ge’nin bir arada gitmesi lazım. Çünkü Ar-Ge doğrudan teknolojiyi geliştirecek. Fabrika ile Ar-Ge iç içe çalışacak çünkü teknoloji geliştirmeye de eş zamanlı başlamak zorundayız.”

“PANELLER YÜZDE 4 DAHA VERİMLİ OLACAK”

Fabrikanın ilk başta kurulması planlanan dsf hücre teknolojisi yerine monokristal hücre üretmeye karar verdiklerini söyleyen Murtaza Ata, “Teknolojimizi hem fabrikada hem de santralde oldukça geliştirdik. İlk planlarımızda üretilecek paneller için bsf teknolojisinde multikristal hücre üretimi düşünülmüştü. Şu an çok başka bir yerdeyiz. Öncelikle monokristal hücre üretmeye karar verdik. Yine aynı zamanda PERC teknolojisini uygulayacağız. Şu anda bizim burada kuracağımız fabrika dünyadaki en ileri teknoloji ile üretim yapan fabrika olacak. İkincisi de tam entegre bir fabrika olacak. Buna benzer dünyada da bir ya da iki tesis var. Bu açıdan da hem mono hem PERC teknolojisi ile silisyumdan panele entegre üretim yapan belki de dünyadaki ilk tesis olacağız. O zaman 400 milyon dolar olarak öngördüğümüz fabrika yatırımı şu an 500 milyon dolar olarak gerçekleşiyor olacak. Türkiye’de de şu anda panel üreten fabrikalar var. Bunlar hücreyi ithal edip sadece panel üretiyorlar. Biz de ise 500 milyon dolar içerisinde kapasitesi yıllık 800 MW olacak panel fabrikasına ayrılan yatırım maliyeti sadece 20 milyon dolar. Finansman tabi Kore Eximbank dahil değişik kaynaklardan sağlanacak. Hanwha Q-cells ile hem fabrikada hem de yatırımda yüzde 50 ortağız. Tabi burada Kore ekipmanı var. Diğer kısım için yatırım bankaları var, bunlarla görüşmeler devam ediyor. Ama biz tabi bankalardan kredilerin sonuçlanmasını beklemeden yatırıma başladık. Takvimi tutturmak bizim için çok önemli. Enerji Bakanlığımız her konuda elinden gelen yardımı yapıyor, takımın bir parçası gibi davranıyor. Projenin sahibi sonuç olarak Sayın Dr. Berat Albayrak Bey, biz yatırımcı olarak geldik ama bütün kurguyu sayın bakanımız yaptı. Bu YEKA sistemi 6 senedir konuşuluyordu ama daha önceki sayın bakanlarımız daha önceki bürokrasi bunu yapamadı. Bu tamamen Berat beyin başarısı çünkü konseptin hem rüzgarda hem de güneşte pratik hale gelmesi, ihalenin çok kısa sürede çıkarılması ve sonuçlandırılması gerçekten olağan dışı bir irade gerektiriyordu. Biliyorsunuz ki teknoloji sağlayıcımız ortağımız Hanwha Q-cells şirketi. Bu şirketin bir özelliği de şu, üretimde kullanacağımız makinaları da Hanwha üretiyor. Hanwha’nın Hanwha Manufacturing diye bir şirketi var. Hanwha hem panel üreticisi hem de paneli üreten makinaları üretiyor. Dolayısıyla orada bir iyileşme sağladığı zaman buradan da bir iyileşme sağlıyor olacağız” açıklamasında bulundu.

“GÜNEŞ YEKA’DA SANTRALİN TAMAMI TRACKING OLARAK İNŞA EDİLECEK VE VERİM YÜZDE 25 ARTACAK”

Kalyon Holding Enerji Grup Başkanı Dr. Murtaza Ata, Karapınar’da kurulacak olan 1.000 MW’lık santralin tracking (güneş panellerinin gün içerisinde sürekli olarak güneşi takip ederek daha yüksek verim elde edilmesi sağlanıyor) olarak inşa edileceğini ve bu sayede yüzde 25 verim artışı elde edileceğine dikkat çekti. Ata, santralde ilk başta planlanan yıllık 1,7 milyar kWh’lik elektrik üretiminin ise verimlilik artışı ve yapılan optimizasyon çalışmaları neticesinde 2,7 milyar kWh’e çıkacağını ifade ederek şunları söyledi: “Şartnamede PV paneller için konulan verimlilik eşiği yüzde 16 iken bizim üreteceğimiz panellerimizin verimi yüzde 20 olacak. O zamanlar santralin peak kurulu gücü ne kadar olur diye karar vermemiştik çünkü optimizasyonlar bitmemişti. Başlangıçta 1000 MWp olarak planlanan santralimizin Peak Power kurulu gücünün şu anda 1300 MWp olması planlandı. Santralimizde uygulayacağımız çok önemli diğer bir unsur da tek eksende güneş takip sistemi uygulaması. Bu boyutta bir santralde takip sistemi kullanılmasını kimse düşünmüyordu. Çünkü insanların aklında bakım maliyetleri yönetilemez gibi soru işaretleri vardı. Ama şu anda teknoloji çok gelişmiş durumda. Türkiye’de üretim yapacak birkaç firma ile de görüştük. 1300 MWp kurulu gücündeki santralimizin tamamı tracking olacak. Bu sistem güneşi doğumundan batımına kadar takip ederken üretimi de artırıyor. Başlangıçta biz yıllık 1.7 milyar kWh üretim yaparız diyorduk şu an ise yıllık 2.7 milyar kWh üretimi bulacağız. Burada tracking zaten verimi yüzde 25 arttırıyor. Panel verimimiz de öngörülen değerden yüzde 25 daha fazla olacak. Burada hakikaten şu anda dünyadaki en üst silikon kristal bazlı PV teknolojisini kullanıyor olacağız. Bu nedenle santral yatırım bütçemiz de ilk planlarımıza göre arttı, 1.1-1.2 milyar dolar mertebesinde olacak.”

“KENDİ TEKNOLOJİMİZİ GELİŞTİRECEĞİZ”

Kurulacak fabrikada üretilecek PV panellerin gelecekte YEKA için yapacağı üretimi tamamladıktan sonra hem yurtiçi satış hem de yurtdışına panel ihraç etmesinin planladığın ifade eden Murtaza Ata, “Hem yurt içi hem yurtdışı pazarı stratejisi var. Sadece bunlardan biri olmaz, sonuç itibari ile biz bir müddet sonra teknoloji ile beraber kendi kullandığımız güneş teknolojisini de geliştiriyor olacağız. Bugün kullandığımız teknoloji geliştirmeye devam etmezsek 4-5 sene içerisinde eskimiş olacak. Bizim Hanwha ile bundan 4-5 sene sonra kullanacağımız teknolojileri geliştirme adına başladığımız bir nokta var. Şüphesiz ki Hanwha ile 50-50 ortağız ama teknolojide sürekli yurt dışına bağımlı olamayız, burada bir Ar-Ge merkezimiz var. Biz teknolojiyi de sürekli geliştiriyor olacağız. Muhtemelen 5 sene sonra kullanacağımız teknoloji tamamen kendi teknolojimiz olacak” diye konuştu.

“RÜZGAR YEKA’DA FİYATIN BU KADAR DÜŞMESİNİ BEKLEMİYORDUK”

Ağustos ayında gerçekleştirilen ve Siemens – Türkerler- Kalyon Ortak Girişim Grubu’nun verdiği 3,48 dolar cent/kWh’lik rekoru fiyat ile kazandığı Rüzgar YEKA yarışması ve söz konusu projede gelinen noktayla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ata, gelinen fiyatın zorlayıcı bir fiyat olduğunu ve fiyatın bu kadar düşmesini beklemediklerini söyledi. Ata konuyla ilgili şunları söyledi: “Burada gelinen fiyat rekor bir fiyat. Bu da YEKA projelerinin ne kadar başarılı kurgulandığını gösteriyor. Gelinen fiyat zorlayıcı bir fiyat. Fiyatın bu kadar düşmesini beklemiyorduk ama yönetim kurulumuzun verdiği bir karar vardı. Biz fiyat konusunda bu sınırların içerisindeyiz. Ama bu konuda alt sınıra çok yakın bir konumdayız. İhale bir müddet daha devam etseydi büyük ihtimal çekiliyor olurduk” dedi.

“SIEMENS’İN YENİ NESİL TÜRBİNLERİ KULLANILACAK”

Rüzgar YEKA’daki sahalarda kurulacak 1.000 MW’lık santralde Siemens’in 4.2 MW’lık yeni nesli türbinlerinin kullanılacağını ve Siemens’in türbin fiyatlarının piyasa fiyatlarının oldukça altında olduğunu söyleyen Ata, şu değerlendirmelerde bulundu: “Buradaki en önemli etken sahalara hakim olmamızdı. Bu sahalarda Haziran ayında YEKDEM kapsamında 700 MW küsur ihale yapıldı. Bizim 2014 yılının Mart ayından bu yana bu sahalarda ölçüm direklerimiz vardı. Biz burayı zaten 3 seneden beri ölçüyoruz. Aynı yerlerde ortağımız olan Türkerlerin de çok sayıda ölçüm direkleri var. Bizim ihale yapılan bütün sahalarda direğimiz vardı. Sahalara gerçekten çok hakimdik. Analizleri çok detaylı yapabildik. İkinci olarak Siemens bu işte henüz daha üretimde olmayan ‘next generation’ yani sonraki nesil türbinlerini proje için ortaya koydu ve bunlar için de çok uygun fiyatlar belirledi. Tabi biz burada 4,2 MW’lık türbinlerden bahsediyoruz ve hakikaten verimleri çok yüksek türbinler. Aynı zamanda kanat çapları 147 metreyken ‘hub height’ları 130-140 metrelere kadar çıkabiliyor. Bir de tabi Siemens Gamesa ile birleşti. Gamesa’nın pazar payı da çok büyük. Yani Siemens ve Gamesa’nın teknolojisi birleşti. Önümüzde çok büyük bir potansiyel var. Şu anda Siemens’in bize verdiği fiyatlar şu anda piyasada sattığı fiyatların çok çok altında. Bu çok normal, çünkü konuştuğumuz rakam 1000 MW. 50 MW santral bir tarafta 1000 MW bir tarafta. YEKA’nın güzelliği ölçeği büyütüyorsun bu da maliyeti aşağı çekti. Şu anda birçok ülkede temel enerji yatırım stratejileri bu konu üzerinden tartışılmaya başlandı. Mesela İngiltere’de rüzgar madem bu kadar ucuz Hinkley Nükleer Santraline neden 20,5 milyar pound para harcanıyor demeye başladılar” dedi.
Ata, hem rüzgar hem de güneş YEKA yatırımları için yurtdışı finans kuruluşlarının ilgisi olduğuna işaret ederek, “Biz şu an hem uluslar arası kaynaklar hem de yerli kaynaklarla görüşüyoruz. YEKA yeni bir olgu. Normalde 30 MW’lık yatırıma kredi ver demekle 1000 MW’lık yatırıma kredi bulmak arasında çok fark var. Burada alım garantisi var, Bakanlık da her aşamada destekliyor, bu yüzden finansman konusunda kısa sürede olumlu sonuçlar alacağımızı düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“YERLİ TÜRBİNLER 2019’UN 3. ÇEYREĞİNDE ÜRETİLMEYE BAŞLAYACAK”

Kurulacak fabrikada ilk türbinin 2019’un 3. Çeyreğinde üretilmesinin planlandığını söyleyen Ata, santral sahalarının altyapı çalışmaları ve optimizasyon için hazırlık çalışmalarına başladıklarını söyledi. Ata sözlerine şöyle devam etti: “Rüzgar YEKA’sında yapı güneşe göre daha farklı. Güneşte biz hem fabrikaya ortağız hem de santrale ortağız. Rüzgar YEKA’da ihale şartnamesi konsorsiyum yapılmasına da izin verdi. Fabrika tamamen Siemens’in uhdesinde. Hedef olarak 2019 yılının 3. çeyreği gibi fabrika orada üretime geçer diye düşünüyorum. Tabi bu yine Siemens’in vereceği bir karar, benim tahminim bu yönde. İlk türbinlerin kurulumu ile ilgili şöyle yapacağız. Fabrika inşaatı biter bitmez türbinleri hemen kurmaya başlayacağız. Fabrika inşaatı devam ederken biz de santrallerin alt yapısını hazırlayıp elektrik hatlarını çekeceğiz, kuleleri inşa edeceğiz. Sadece geriye vinçle yükseltip nasel ve kanatları takmak kalacak. Orada da çok hızlı adımlar atacağız. Sahaların optimizasyonu için bir takım çalışmalar yapılması gerekiyor biz bu çalışmalara başladık.

‘FSRU YATIRIMLARIMIZDA GLOBAL DÜŞÜNÜYORUZ’

Kolin-Kalyon ortaklığında geçtiğimiz yıl 6,5 ay gibi çok kısa bir sürede İzmir Aliağa’da Türkiye’nin ilk yüzer depolama ve tekrar gazlaştırma ünitesini (FSRU) devreye aldıklarını söyleyen Kalyon Holding’in Enerji Grup Başkanı Dr. Murtaza Ata, dünya üzerinde FSRU’ya olan talebin arttığını ifade ederek FSRU’da global bir oyuncu olmayı düşündüklerini ve bu alandaki yatırımlarına devam edeceklerini ifade etti. Ata konuyla ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu: “Sadece Türkiye’de değil dünyada da FSRU’ya talep artıyor. İşte Hindistan’da Pakistan’da Hırvatistan’da Arnavutluk’ta birçok Afrika ülkesinde de talep var. Çünkü FSRU gerçekten LNG’ye erişimde çok hızlı ve maliyet etkenli bir çözüm sunuyor. Biz 6,5 ayda yaptık. Ama bir yüzer LNG terminalinin normal şartlarda 12 ay içerisinde 15 ay içerisinde tamamlanması beklenir. Gerçi bitiremeyenler de var. Sonuç itibari ile biz burada Kolin ile ortağız. Bizler inşaat konusunda gerçekten dünyadaki en iyi firmalarız. Bu avantajlarımızdan dolayı çok hızlı bitirdik. Hızlı bitirmenin de şüphesiz maliyeti oldu. Normalde takviminden yarı yarıya hızlı bitirirseniz maliyetinizde önemli artış olur. Burada özellikle arz güvenliği ön plana çıktı. Normal maliyetinin yüzde 30 üzerine çıktı. Bir tane daha yaparsak yine aynı hızla yaparız artık biz de deneyim kazandık. Dünyada FSRU pazarı çok genişliyor. FSRU gemisi öyle sipariş verilince ertesi gün teslim edilen bir gemi değil. En az 28 ila 30 ay civarında bir teslim süresi var. Hemen geminin siparişini vermiştik yani FSRU projesine başlar başlamaz. Teslimi 2019’un ikinci çeyreğinde olacak. FSRU pazarında önümüzdeki 10 yılda çok ciddi bir potansiyel var. İkinci gemi için de opsiyon siparişi verdik. Burada maliyet 250 milyon dolar civarında” dedi.

Kurulum yerlerinin optimizasyonu, yolların planlanması alt yapı hazırlık çalışmaları. Bunun içinde öngörülen bir süre var. Siemens fabrikasını tamamlayana kadar biz de gereken bütün izinleri alıp, sahalardaki yolları açıp, temelleri tamamlayıp bir an önce santralleri üretime almayı hedefliyoruz. Hedefimiz orada 1000 MW’tan yıllık 4 milyar kWh elektrik üretmek. Siemens 2 sene içerisinde bize türbinleri vermeyi hedefliyor. Dolayısıyla fabrikanın kapasitesinin 500 MW olacağını öngörebilirim” diye konuştu.

“GÜNEŞ VE RÜZGARDA BUNDAN SONRAKİ YEKA İHALELERİ İLE DE İLGİLENİYORUZ”

Şirketin elektrik piyasasındaki gelecek stratejilerine ilişkin olarak değerlendirmelerde bulunan Ata, güneş ve rüzgarda bundan sonraki YEKA ihaleleri ile de ilgilendiklerini ve halihazırda stratejik ortaklarının olduğunu söyledi. Ata, “Rüzgar ve güneşte sonuç itibari ile bir yola girdik. Yerli üretim ayağı da var. Siemens ile de biz bu işe stratejik ortak olarak girdik. Her ne kadar biz fabrikaya ortak değiliz onlar da santrale ortak değil ama stratejik ortaklığımız var o yönde de bir anlaşmamız var. Yani uzun vadede Türkiye pazarında rüzgarda iddiamızı devam ettirmek istiyoruz. Bundan sonraki açılacak olan ihalelere de ilgi duyuyoruz. Sonuç itibari ile YEKA’ların kurgulanması, alım garantisi sunuyor olması uzun vadede YEKA’yı bence sadece bizim açımızdan değil bütün yatırımcılar açısından cazip hale getiriyor. Dolayısı ile rüzgarda ilgimiz devam edecek. Bundan sonraki YEKA ihaleleri ile de ilgileniyoruz. Hem güneşte hem rüzgarda devam edecek. Tabi ne olur bilmiyoruz ama bizim teknoloji üreten bir fabrikamız olacak. Dolayısıyla hem güneş ihalelerinde hem de rüzgar ihalelerinde stratejik ortağımız var iddiamız devam edecek” şeklinde konuştu.

ÇAYIRHAN’DA TEMEL 2018’İN İKİNCİ ÇEYREĞİNDE, İLK ÜRETİM HEDEFİ 2020 ÜÇÜNCÜ ÇEYREK

EÜAŞ’ın Çayırhan’da bulunan enerji üretim ve kömür rezerv alanlarının özelleştirme ihalesinin nihai pazarlık görüşmesinde en düşük teklifi vererek yarışmayı Kolin-Kalyon Enerji – Çelikler Ortak Girişim Grubu kazanmıştı. Şirketin ortak olduğu buradaki yatırımdaki son durumu değerlendiren Kalyon Holding Enerji Grubu Başkanı Dr. Murtaza Ata, santral sahasının 2018’in ikinci çeyreği içinde temel atmaya hazır hale geleceğini söyledi. Ata, sözlerine şöyle devam etti: “Kömürde zaten bizim bir tane devam eden yatırımımız var biliyorsunuz. Çayırhan yine Sayın Bakanın projesi, yerli linyitlerin ekonomiye kazandırılması. Milli Enerji Politikası kapsamında yerli ve yenilenebilir kaynaklara Sayın Bakanımız Dr. Berat Albayrak öncelik veriyor. Bu konu da kendilerinin uygulamaya koyduğu bir politika. Orada da başarılı bir süreç var. Tabi yenilenebilir her zaman tercih edilen bir kaynak. Ancak bununla birlikte bir de dışa bağımlılığı azaltma ihtiyacımız var. Özellikle yaşanmakta olan Kuzey Irak konusu ve yakın geçmişte yaşanmış olan Rusya krizi gösterdi ki enerji temini çok stratejik bir konu, yerli kaynaklara da ağırlık verme stratejisi ön plana çıkıyor. Bizim açımızdan da alım garantisi olması hiç şüphesiz çok önemli. Çayırhan projesi de yatırım dahil 15 yıl alım garantisi içeriyor, yatırım sonrasında yaklaşık yine 11 yıla denk geliyor. Orada şu anda teklifleri topluyoruz, maden sahasında yollar, proje alanlarının hafriyatı bu gibi ön hazırlık çalışmalarına başladık. 2018 yılının 2. çeyreğinde temel atmaya hazır hale gelmeyi hedefliyoruz. Çünkü bu termik santral, yatırım süreci daha uzun, güneş ya da rüzgar gibi değil. 800 MW’lık 2 ünite kurulması planlanıyor. Yatırım kapsamında sadece santral de yok aynı zamanda bir de yer altı maden işletmesi yatırımı yapılacak. Dolayısı ile yatırımların ikisi bir gidecek. Yaklaşık 4 sene içerisinde tamamlanmış olacak. İlk üretim için hedef tarihimiz 2020 yılının Temmuz ayı.”

‘TÜRKİYE’DE PİYASA OLGUNLUK DÜZEYİNE GELDİ’

Türkiye enerji piyasasının yeni bir piyasa olduğunu ve bir gelişim sürecinden geçtiğini söyleyen Ata, “Türkiye enerji piyasası genç bir piyasa. 2001’de EPDK kuruldu ama 2009’dan itibaren günümüz anlamında piyasa çalışmaya başladı. Piyasamızın kurgulanmasında Türkiye kendinden önceki birçok piyasayı örnek aldı ama hiçbir piyasa birbirinin aynısı değil. Sizden bu işi daha önce yapmış ülkelerin örneklerini de alsanız çok bariz bir şekilde elbise size uymayacak. Dolayısıyla burada bir gelişim sürecinden geçtik. Enerji piyasasının gelişmesi ve liberalleşmesi anlamında çok önemli adımlar atıldı. Son 5 yılda birçok düzenleme değişti diyenler olsa da bu çok normal bir şey. Bazı şeylerin oturması için belirli bir sürece ihtiyaç vardır, her zaman bu böyledir. Gerek düzenleme ayağı olsun gerek kanunlar olsun hemen hemen enerji piyasasında olgunluk düzeyine geldik. Bundan sonradır ki YEKA’lara daha hızlı adım atabildik. Hem regülasyon alt yapısı hem de kanun alt yapı belli bir olgunluk düzeyine geldi. Bizim açımızdan EPDK Başkanımız Mustafa Yılmaz Beyefendinin neredeyse işin başından bu yana düzenleyici tarafında olması bizim için çok önemli bir değer. Çünkü süreklilik iyidir” diye konuştu.

TÜRKİYE’NİN ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURMAYA ÇALIŞTILAR

Türkiye enerji piyasaları açısından bundan sonra daha hızlı bir büyümesini beklediklerini sözlerine ekleyen Ata, “Finansman konusunda son yıllarda Türkiye üzerinde oldukça bir baskı oluşturmaya çalıştılar. Bağımsız politikalar geliştirilmesi karşısında bir tepki olarak Rusya meselesi olsun Kuzey Irak sorunu, ABD ve Almanya ile olan ilişkiler gibi örnekler var. Bunların arka arkaya gelmesi rastlantı değil. Buna rağmen şu anda biz çok büyük yatırımları, yani 1000 MW’lık yatırımları uluslararası piyasadan finanse edebiliyor olacağız inşallah” dedi.

“ELEKTRİK DEPOLAMA TEKNOLOJİLERİ İÇİN AR-GE ÇALIŞMALARI YAPACAĞIZ”

Türkiye’nin Milli Enerji Politikası çerçevesinde YEKA projelerinin gelişmeye devam edeceğini ve güneş yatırımlarının kendileri için çok önemli bir alan olduğunu söyleyen Ata, “Gerek PV panel üretimi gerekse de güneş santralleri yatırımı stratejik olarak önem verdiğimiz bir alan. Sonuç itibari ile enerjide gelecek güneş ve nükleerde. Burada da en önemli etken önümüzdeki 10 yıl içerisinde elektrik depolama sistemlerinin maliyetlerinin çok daha fazla düşecek olması. Şu anda yaklaşık olarak 600 dolar/kWh olan maliyetlerin önümüzdeki 10 yıl içerisinde 100 doların altına düşeceğini biliyoruz. Tabi bunlar gelişmiş depolama sistemleri için söylediğimiz fiyatlar. Elektrikli araçlarda kullanılan lityum pillerinin performansı düşük. Gelişmiş batarya depolama teknolojisinin maliyeti düşüyor, çünkü bununla ilgili çok ciddi çalışmalar var. Biz de güneş Ar-Ge merkezimizde bunula ilgili çalışmalar yapacağız. Bakanlığın öngördüğü Ar-Ge konularından biri de şartnameye göre depolama sistemleri. Uzun vadede hedefimiz güneş santrallerimizde yüksek depolama kapasitesi olan batarya sistemleri kurmak. Bizim santralimizde örneğin 200-300 MWh saat depo kapasitesi olması müthiş bir şey olacak şebekenin dengelenmesi için. Önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde bizimki gibi 1000 MW 20 tane santral olsa ve her birinde de 200-300 MWh depolama olsa çok başka bir evreye geçmiş olacağız” dedi.

“HEDEFİMİZ ÜNİVERSİTE VE SANAYİYİ BİRLEŞTİRMEK”

Üniversite ve sanayiyi birleştirmek için doktora ve teknoloji üretimini eşleştireceklerini söyleyen Ata, “Hedefimiz 2030’a geldiğimizde depolamada ciddi gelişme kaydetmiş olmak. Hem kendi santralimiz hem de batarya depolama sistemleri açısından bu önemli. Aslında bunların teknolojileri de belli. Oturup çalışmak Ar-Ge yapmak gerekiyor. Bizim Ar-Ge merkezimizde bu alanlarda doktora yapan mühendisler olacak. Yani biz doğrudan doktora ile teknoloji üretimini eşleştireceğiz. Hem doktora yaparken hem de Türkiye için teknoloji üretmiş olacaklar. Biz de doktora ve endüstri ilişkisini birleştireceğiz. Ar-Ge merkezimizde en az 100 araştırmacı Türk mühendis çalışacak ve orada örneğin 5 doktora öğrencisinin doktora konusunun gelişmiş batarya depolama sistemleri olduğunu düşünün. Tabi bunların arkasında sanayi olacak. Zaten güneşe girdiğin zaman uzun vadede muhakkak bunun olması lazım. Şimdi yüzde 20 verimli panellerimiz var 2030’lara geldiğimiz zaman yüzde 30 verimli panellerimiz olacak. Ama bütün bunlar gelişmiş depolama sistemlerine dayalı olacak. Sonuç itibari ile artık öyle bir noktaya geliyoruz ki belki de 2030’a geldiğimizde binaların cephelerinden, çatılarından, güneş değen her yüzeyden elektrik üretiyor hale geleceğiz. Çatı güneş sistemleri çok önemli bir gelişme, bakanlık buna çok önem veriyor. Başta Sayın Bakanımız olmak üzere üst düzey bürokratlarımız konunun çok farkında, çatı ile ilgili bir takım teknik düzenlemeler en kısa sürede tamamlayıp çıkmayı hedefliyorlar ama bir yandan da böyle bir alanı açıp da başıboş bırakıp Türkiye’yi bir ithalat çöplüğüne dönüştürmek istemiyorlar. Bu konuda hakikaten çok ciddi bir stratejik yaklaşım var. Tahmin ediyorum Türkiye’de yerli teknoloji arttıkça o konuda alan oluşturulacak ve daha da yayılacak. Biz bir kere Ar-Ge yapıp maliyetleri düşüreceğiz. Batarya depolama sistemleri üzerine de çalışacağız Ar-Ge konusu olarak. Bana göre uzun vadede Türkiye’yi enerjide oldukça iyi günler bekliyor” diye konuştu.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son güncelleme: 8:47 10 Ekim 2017