GAS&POWER

Enerji Konseyi 2018 yılından beklentilerini paylaştı

AA

Türkiye ve dünya enerji piyasalarıyla ilgili güncel gelişmeleri tartışmak için bir araya gelen Gas&Power Enerji Konseyi geride kalan 2017 yılında enerji piyasalarında yaşanan gelişmeleri değerlendirerek 2018 yılı beklentilerini ve öne çıkan konuları masaya yatırdı.

 

Mustafa KARAHAN

2017 genel anlamda beklenenin üzerinde büyüyen Türkiye ekonomisine rağmen enerji piyasalarında faaliyet gösteren şirketler açısından aynı derecede olumlu geçmedi denebilir. Ancak özellikle enerji yatırımlarında yeni modellerin uygulamaya konulması açısından kayda değer bir yıl oldu. YEKA ihaleleri ile birlikte yerli kömürdeki ihale modeli bize gelecekteki yatırımların genel mantığı ile ilgili bir fikir vermiş oldu.

KAMUYU BAZI TEDBİRLER ALMAYA YÖNELTTİ

Ayrıca yerli ve yenilenebilir yatırımlarının öncelikli stratejiler olarak ele alındığını teyit etmiş oldu. Bunun yanında piyasa geneline bakıldığında bu tip yatırımların dışında, halen devam edenler haricinde yeni kapasite yatırımlarından uzun süre uzak kalacağımız gibi bir görüş hakim oldu. Üretim ve spot fiyat ile tüketici fiyatı arasındaki bağlantının, özellikle yenilenebilir enerji sübvansiyonu ve devalüasyon nedeniyle kırılması ise kamuyu önleyici bazı tedbirler almaya yöneltti. Özellikle Kapasite Piyasası Mekanizması, yeni Yan Hizmetler Yönetmeliği ve Son Kaynak Tedarik Tarifesi modeli gibi uygulamalar ile bazı destekleyici kararların etkisini 2018 ilk çeyreğinde görmeye başlayacağız. Elbette yılın son günlerinde 2018 için gelen elektrik ve doğalgazdaki fiyat ve miktar ayarlamaları da önemli değişiklikler.

DEĞİŞİKLİKLERİN ETKİLERİNİ 2018 YILINDA GÖRECEĞİZ

2018 yılında bu yapılan değişikliklerin etkilerini göreceğiz. Ancak özellikle 2017 yılında iç talep büyümesi ile gelen enflasyon ve yüksek faiz ve devalüasyon etkisi zaten karsız olan şirket bilançolarını maalesef kötü etkileyecek. Bitme noktasına gelen perakende ve toptan ticaret piyasası çok az da olsa hareketlenebilir ancak özellikle üretici firmalar ile birlikte büyük borçlanmalar ile alınmış perakende ve dağıtım şirketlerinin bazıları finansörlerini zorlayabilir. Bu bakımdan 2018 ve sonrası ciddi bir konsolidasyon beklentisine yol açıyor.

Özellikle termik santral sahibi şirketler ile kuraklık ve diğer sebepler yüzünden sıkıntılı günler geçiren HES sahibi şirketler bu listenin başında.

İŞLEM HACMİNDE ARTIŞLAR BEKLENİYOR

Piyasa işleyişi bakımından ise en çok EPİAŞ ile kamu şirketlerine; BOTAŞ, TETAŞ, EÜAŞ ve TEİAŞ’a bakıyoruz. EPİAŞ genel olarak müdahaleci değil ancak yeni başlayacak spot gaz piyasası ile gündemde. Ayrıca Güniçi Elektrik Piyasasında da işlem hacminde artışlar bekleniyor, zira buna yönelik bazı uygulama değişiklikleri yapıldı.
Şirketlerin anlık dengesizliklerini daha iyi yönetmeleri gereken bir yapıya doğru gidiyoruz. Ayrıca büyük tüketicilerin de daha yakından izlemesi gereken bir elektrik piyasa modeline geçilmiş diye yorumlamak yanlış olmaz.

YENİ UYGULAMALARIN DEVREYE GİRMESİ BEKLENİYOR

Elbette ana maliyetleri ve piyasa fiyatında temel fiyat yapıcısı rolünde olan kamu şirketlerinin tavrı temel belirleyici olmaya devam edecek gözüküyor. Her şeye rağmen BOTAŞ mevcut yapısı ile kaldığı halde maliyetler bakımından yeni uygulama eskisine göre daha piyasa modeline yakın duruyor. Ancak bunun bazı ön şartları da var elbette. TETAŞ’ın sübvanse tarifesinin avantajından büyük tüketicilerin çıkarılması da önemli bir adım. EÜAŞ’ın spot piyasada adeta Merkez Bankası gibi uyguladığı üst fiyat limiti şimdilik en çok üzerinde durulan konu. Bu limit her saat için maliyetleri zorladığı ölçüde ikincil piyasalar (OTC) ya da VİOP kontratları için çok iyimser yorumlar yapmam maalesef çok mümkün değil. TEİAŞ ise ciddi farklılıklar yarattı 2017 içerisinde. 2018 yılı içerisinde “gereksiz” bazı maliyetlerden kurtulması ile beraber farklı teşvik mekanizmaları üzerinde çalışacak şeklinde sinyaller veriyor. Özellikle sisteme maliyet oluşturan kısıtların azaltılmış olması ile birlikte oluşan avantajlarını yanında, sanayici için ciddi bir teşvik ve verimlilik uygulaması olan Talep Tarafı Katılımı gibi uygulamaların devreye girmesi bekleniyor.

Kısacası altyapı ve kamu garantili yatırımlar açısından iyi bir 2018 (ve ilerisi) gözükürken, ticaret ve finansman tarafında aynı öngörü maalesef yok gibi gözüküyor.

Emin Emrah DANIŞ

2017’de Türkiye enerji sektöründe en önemli gelişmeler Milli Enerji ve Maden Politikasının açıklanması ile oldukça başarılı geçen YEKA yarışmaları oldu.

2017 yılı Türkiye enerji piyasaları açısından oldukça hareketli, önemli adımların atıldığı fakat aynı zamanda elektrik ve gaz piyasaları açısından oldukça zorlandıkları ve çözüm arayışında oldukları bir yıl oldu.
2017’de Türkiye enerji sektöründeki en önemli gelişme, Milli Enerji ve Maden Politikası’nın açıklanması ile oldukça başarılı geçen YEKA yarışmaları oldu. Ayrıca doğalgazda uzun yıllardır çözülemeyen kış aylarındaki arz-talep dengesizliği sorununun çözümü için FSRU ve yeraltı gaz depolama tesislerinin devreye alınması ve devam eden projelerde sona yaklaşılması bu yapısal sorunun kalıcı olarak ortadan kaldırılmasını sağladı.

YEKA YARIŞMALARI DEVAM EDECEK

YEKA yarışmalarında kazanan fiyatlar ve kıyasıya rekabet bu modelin ne kadar doğru bir model olduğunu gösterirken ilerleyen yıllarda yerli ekipman üretiminin sağlayacağı katma değerle birlikte ülke ekonomisi açısından çok büyük katkılar sağlayacağını da göstermiş oldu. 2018’de YEKA yarışmalarına devam edileceğini ve bir rüzgar yarışması daha olabileceğini düşünüyorum.

GÜNEŞTEKİ KURULU GÜÇ ARTIŞI ÇOK ÖNEMLİ

2017 Türkiye’de yenilenebilir enerjinin yılı oldu. YEKA ihaleleri kadar önemli bir gelişme de 6 bin 700 MW’lık kurulu güç artışının yüzde 60’a yakının yenilenebilir kaynaklardan gelmesi oldu. Burada özellikle güneşte gerçekleşen 2 bin 600 MW’a yakın artış çok önemli. 2019 yılından itibaren çatı üstü GES pazarının önünün açılması ve ihtiyaç duyulan mevzuat düzenlemelerinin yapılması önemli beklentiler arasında. GES’lerde lisanslı tarafta fazla yol alınamaması ve lisanssız da kalan feasible proje stokunun büyük bölümünün 2018’de hayata geçirilecek olması hem sektörde oluşan insan kaynağı ve know how’un kaybedilmemesi hem de sektörün sürdürülebilirliği açısından önemli olacak.
Rüzgarda ise 2015 Nisan ayında 3 bin MW’lık kapasite için alınan ön lisans başvurularının Haziran ve Aralık aylarında yapılan yarışmalarla sonuçlandırılması sektörün sürdürülebilirliği açısından önemli bir gelişme oldu.

HAYATA GEÇİRİLMESİ 3-4 YILLIK BİR SÜREÇ

Burada ortaya çıkan eksi fiyatlar rüzgarın teşvikler olmadan ayakta kalabilecek bir noktaya geldiğini ve maliyetlerdeki düşüşün etkisini gösterdi. Rüzgar projelerinin hayata geçmesi izin ve inşaat süreçleriyle birlikte 3-4 yılı buluyor. Bu nedenle sektörün gelecek yıllarda sürdürülebilir büyümesi için 2 bin MW’lık kapasite için ön lisans başvuruları alınması sektör tarafından bekleniyor.

Doğalgazda iletim, dağıtım ve depolama yatırımlarında önemli mesafeler alınmaya devam edildiğini görüyoruz. Yeni il ve ilçelere doğalgazın ulaştırılması, gerekli iletim ve altyapı yatırımları 2017’de olduğu gibi 2018’de de devam edecek. İkinci FSRU’nun sisteme gaz verebilir hale gelmesi ve üçüncü FSRU için çalışmalara başlanması önemli gelişmeler. Boru hattı projelerinin de planlandığı şekilde sorunsuz devam ettiğini görüyoruz. TürkAkım’da bu sene içinde kara kesiminin inşaatına başlanacak olması ve deniz kesiminde ilk hattın inşaatının tamamlanması bekleniyor. TANAP’ta da ilk gaz bu sene içinde sisteme verilecek.

BOTAŞ’TAN YAPICI TAVIR

Doğalgaz talebi bu sene geçtiğimiz yıl soğuklara bağlı artan kış tüketimi ve gaz santrallerindeki üretim artışıyla birlikte 52 milyar metreküp seviyelerinden yılı kapattı. Geçtiğimiz yıl kadar olmasa da 2018’de gaz tüketiminin 50 milyar metreküp seviyelerinde gerçekleşeceğini tahmin ediyorum. Bu yılın Nisan ayında EPİAŞ’ta Organize Toptan Doğalgaz Satış Piyasası’nın faaliyete geçecek olması, hem sektör hem de Türkiye’nin enerji ticaret merkezi olabilme hedefi açısından önemli bir adım olacak. Burada piyasa hacminin artması ve piyasasının oturması zamanla olacak. Doğalgaz piyasasında özel sektör toptan satış şirketlerinin yaşadığı sıkıntıların çözülmesi amacıyla geçtiğimiz yılın son aylarında atılan adımlar şirketlerin beklentilerini tam olarak karşılamasa da kısmi bir rahatlama getirdi. BOTAŞ’ın soruna çözüm için yapıcı bir tavır izlediği görüldü. Bununla birlikte toptan satış şirketleri için 2018 çok kolay bir yıl olmayacak. Doğalgazda geçmiş yıllardaki sübvansiyonlar, piyasada maliyet bazı fiyatlandırmanın olmaması ve liberalleşme konusundaki adımların yetersiz olmasının getirdiği sorunların çözümü de ne yazık ki kolay olamıyor. BOTAŞ’ın elektrik santrallerine uyguladığı limit ve tarifelerdeki artış ise konunun bir diğer boyutu. Gaz santralleri bu uygulama nedeniyle maliyetlerindeki artış ve gaz tedarikinde esnekliklerini kaybetmeleri nedeniyle etkilendikleri görülüyor.

ELEKTRİKTE ÖNEMLİ ADIMLAR ATILDI

2017’de elektrikte spot fiyatların beklentilerin üstünde bir seyir izlediği görülüyor. Barajlara gelen su miktarındaki düşüşle birlikte gaz santrallerinin üretimini arttırdığını gördük. Yan hizmetler, kapasite mekanizması ve son tedarik tarifesi konusunda atılan adımlar oldukça önemli. Bunların piyasaya etkisini bu yıl içinde tecrübe edeceğiz. Piyasanın beklentileri karşılayacak diğer düzenlemelerin de yapılması herkesin ortak beklentisi.
2017’de elektrik talep artışı tekrar hızlanarak yüzde 6’ya yaklaştı. Talepteki artış trendinin devam etmesiyle önümüzdeki yıllarda arzda kapasite fazlasının azaldığını göreceğiz. Santrallerin emre amadelik oranları daha önemli hale gelecek.

YENİLENEBİLİRE DAYALI KURULU GÜÇ ARTMAYA DEVAM EDECEK

Türkiye’nin elektrik depolama teknolojilerine eğilmesi gerektiğini düşünüyorum. Önümüzdeki yıllarda yenilenebilire dayalı üretim ve kurulu güç artmaya devam edecek. Türkiye’nin depolama konusunda atacağı adımlarla hem kaynakları daha maliyeti etkin ve optimize olarak kullanacağını hem de batarya ve depolama teknolojilerinde önemli bir üretici olabilmesinin önünü açacağına inanıyorum. Sistem işletmecisinin sistemi yönetmesi de çok daha kolay olacaktır.

Akaryakıt piyasasında 2017 yılı, başta Petrol Ofisi’nin satışı ve talepteki hızlı artışın devam etmesi nedeniyle oldukça hareketli bir yıl oldu. Akaryakıt tarafında 2018’in güçlü talep artışının devam ettiği bir yıl olacağını düşünüyorum.

 

Sohbet KARBUZ

2018 yılının en önemli sorularından birisi petrol ve gaz fiyatlarının ne olacağıdır. Ocak ayının ikinci haftasına kadar çeşitli kurum ve uzmanların yaptığı tahminlere bakıldığında petrol fiyatlarının 2018 yılında varil başına 40 ila 80 dolar olacağı sonucu çıkıyor.

Amerika’da doğalgazla başlayan “şeyl devrimi” 2006 yılından itibaren ülkede doğalgaz üretiminin artmasını sağlamış, ancak 2009 yılında “şeyl petrolü”nün sahnede ön sıralara çıkmasıyla petrolle beraber gaz da üretildiğinden doğalgaz üretiminde patlama yaşanmıştı. “Şeyl petrolü” petrol fiyatlarının üç haneli rakamlardan ikili hanelerin alt sıralarına doğru yuvarlanmasına katkı sağlarken, doğalgaz fiyatlarındaki gerilemeyi hızlandırmıştı.

2018 yılının en önemli sorularından birisi petrol ve gaz fiyatlarının ne olacağıdır. Ocak ayının ikinci haftasına kadar çeşitli kurum ve uzmanların yaptığı tahminlere bakıldığında petrol fiyatlarının 2018 yılında varil başına 40 ila 80 dolar olacağı sonucu çıkıyor. Çok bilinmeyenli bir denklem olan petrol fiyatları, en basit ifadeyle global stokların durumuna (ki bu da Amerikan LTO üretimi ile OPEC + Rusya grubunun üretiminin ne olacağına bağlıdır), kağıt varil piyasasındaki iştaha ve önemli petrol ihracatçısı ülkeleri içeren jeopolitik gelişmeler çerçevesinde değişken bir seyir izleyecek.

EN DÜŞÜK DEĞERDE

Her ne kadar 2018 yılı için genel beklenti fiyatların 2017 civarında veya az üstünse olsa da büyük şirketlerin 2018 yılı için petrol arama faaliyetlerine ilişkin öngördükleri harcama miktarları bu beklentiyi pek desteklemiyor. Diğer yandan, 2017 yılında keşfedilen petrol miktarının 1940’lı yıllardan bu yana en düşük değerde olduğu ve saha başına keşfedilen ortalama petrol miktarının da azaldığı göz önüne alınınca şirketlerin doğalgaza kayması sanki çok normalmiş gibi görünüyor. Ancak doğalgaz piyasalarındaki belirsizlikler bence petrol piyasalarındakinden daha yüksek.

7 yıl önceki doğalgazın altın çağı iddiaları Amerika haricinde henüz gerçekleşmedi. Japonya’daki Fukishima nükleer kazası sonrasında nükleer enerji karşıtlığının artmasıyla beraber gaza olan talebin artması ve akabinde gaz fiyatlarının dayanılmaz yükselişi, önceleri küresel ısınma sonradan iklim değişikliği sloganı ile fosil yakıtlara karşı açılan savaşta öteki fosil yakıtlarla karşılaştırıldığında daha temiz olması nedeniyle parlak bir gelecek beklentisi artık iyimser bir umuttan öteye geçmiyor. Öyle ki doğalgazın altın çağının aslında altın bir balon olduğunu dile getirenler bugünlerde daha çok ilgi çekiyor.

Bir taraftan nispeten düşük kömür fiyatları, diğer taraftan hızla düşen yenilenebilir enerji teknolojileri fiyatları doğalgaz sektörünü hızla artan rekabete soktu. Paris iklim anlaşması sonrasında iklim değişikliği savunucularının politikacıları da hızla yörüngelerine aldıkları bir ortamda ne kadar temiz olsa da doğalgazın nihayetinde bir fosil yakıt olduğu ve dolayısıyla gazdan uzaklaşmak gerektiği söylemleri daha çok duyulmaya başlayacak. Yani “tam karbonsuzlaşma” ile “daha az karbonlu bir gelecek” sloganları arasındaki savaş daha fazla hissedilir olacak. Dolayısıyla doğalgaz sektörü, daha temiz bir enerji geleceği için doğalgazla yenilenebilir enerji kaynakları el ele başlığı altında bu yıl çok daha fazla lobi faaliyetlerinde bulunmak zorunda. Özellikle Avrupa’da. (Şunu da hatırlatmakta fayda var ki, Shell, Total, BP gibi devlerin de yer aldığı birçok Avrupa merkezli şirket 2017 yılında petrolden çok doğalgaz ürettiler. Birçok şirketin portföyünde de doğalgazın ağırlığı arttı. 2018 yılında da bu durum devam edecek).

AVRUPA GAZ TALEBİ YAKLAŞIK % 6 ARTTI

Avrupa’da son üç yıldır doğalgaz tüketiminin artmasına karşın elektrik üretiminde gazın geleceği pek parlak görünmüyor. Gerçi geçen sene Avrupa gaz talebi %6 civarında arttı ama 2015-2017 arası artışla 2010-2014 arasındaki düşüşe baktığımızda gaz talebinin aslında yerinde saydığını görüyoruz. Bu nedenle bu yıl ve ileriki yıllarda gazın yeni kullanım alanları konusu, özellikle de ulaşım sektöründe, daha çok gündeme gelecek. Örneğin, bu ay İspanya’da test edilecek olan yolcu trenlerinde LNG kullanımı dikkate değer. Benzer şekilde “küçük ölçekli LNG” konusu çok daha fazla konuşuluyor olacak.

Gaz arz kaynak ve tedarik yollarının çeşitlendirilmesi gaz arz güvenliğinin olmazsa olmazıdır demesine rağmen Avrupa Birliği’nin Rusya’dan gaz ithalatı 2016’da olduğu gibi 2017’de de zirve yaptı. 2018 yılında yeni bir rekor gelmeyebilir ama Kuzey Akım-2 ve Turk Akım-2 projelerinin akıbetleri bu yıl belli olacağından Avrupa Birliği’nin enerji güvenliği söylemlerinde ne kadar samimi olup olmadığı netleşecek.

Amerikan kaya gazı üretim fazlasının LNG yoluyla global piyasalara arzının da yardımıyla şişen LNG arz fazlasının 2024 yılına kadar devam edeceği beklentisinin ne derece doğru bir beklenti olduğu bu yıl çok sorgulanacak. Hızla artan ve yaygınlaşan FSRU’lar, belki de LNG arz fazlasını beklenenden çabuk eritecek. Dolayısıyla LNG piyasaları bu sene mercek altında olacak. Pür dikkat izlenecek piyasa ise Çin olacak.

Her ne kadar Asya’daki küçük ve yeni LNG tüketicilerinin önemi artsa da 5 büyük alıcı (Japonya, Kore, Tayvan, Çin ve Hindistan) halen toplam Asya LNG talebinin %90’dan fazlasını oluşturmaktadır. Dolayısıyla Çin başta olmak üzere bu ülkelerin LNG talebindeki gelişme doğrudan global LNG piyasasına yansıyacaktır. Çin’in hava kirliliği kontrol politikaları sonucu milyonlarca konutun ısıtılmasında kömürden gaza geçilmesi ve normalden soğuk başlayan kış Çin’in gaz ithalatını bu yıl da arttıracak. Daha da önemlisi, Çin bu yıl Güney Kore’yi arkasında bırakarak dünyanın en büyük ikinci LNG ithalatçısı olacak.

LNG FİYATLARI ARTACAK

LNG talebi 2017’de %40 artan Çin’in kontrat altına alınmış LNG miktarı ve yeraltı gaz depolama kapasitesi yetersiz olduğundan açık spot piyasadan karşılıyor. Diğer yandan Japonya ve Kore’nin talep fazlası spot piyasaya yönlendiriliyor. Japonya’dan re-export yanında Güney Amerika’yı hedefleyen LNG’de fiyat cazibesi nedeniyle Çin’e yöneliyor. Öyle ki spot LNG fiyatları petrole endeksli LNG fiyatlarının üstüne çıkınca şu anda elinde kargo olan Çin’e göndermeye başladı. Kore ve Japonya’da da kışın sert geçmesi en azından bu yılın birinci çeyreği bitene kadar spot LNG fiyatlarının yüksek olacağını işaret ediyor. Spot LNG fiyatlarının artması LNG tanker fiyatlarını da günlük 80 bin dolar seviyesine çıkardı (160 bin metreküplük tanker). Geçtiğimiz Nisan ayı ortalaması 30 bin dolardı.
Bizleri yakından ilgilendiren Doğu Akdeniz bölgesinde petrol ve gaz arama faaliyetleri 2018 yılında ivme kazanacak. Lübnan ve İsrail’de geçen sene yapılan denizlerde arama-üretim ihalelerini kazananlar sondaj yapılabilecek hedefler üzerinde yoğunlaşırken, Güney Kıbrıs’ta Aralık sonunda başlayan sondaj faaliyetleri bu yıl hızlanacak. 2018 yılında planlanan sondajların sonuçları Güney Kıbrıs için bir dönüm noktası olacak. Beslenen umutlar ya çöpe atılacak ya da filizlenecek. Bu arada sondajlar nedeniyle Türkiye ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında gergin anlara tanık olacağız.

Şüphesiz yukarıda bahsettiklerim haricinde birçok konu bu yıla damgasını vuracak ama affınıza sığınarak burada biraz bencilce davranıp beni daha çok ilgilendiren konuları aktarmaya çalıştım. Biraz daha geniş bir çerçeveden bakarsak bence petrol ve gaz sektörünü 2018 yılında bekleyen şeyleri tek bir kelimede ifade etmek mümkün: rekabet.

Ozan KORKMAZ

Gaz toptancıları/tedarikçileri ile gaz santralleri arasındaki kontrat konusu ve gaz santralleri için gaz tedarikindeki belirsizlikler bence 2018 ve 2019’un en önemli konuları. Ayrıca ilk kez 2018 yılından itibaren elektrikte yeni eklenecek arzın emre amade güç artışı; pik talep artışının altında kalacak. Bu durum belki de son 10 senede ilk kez yaşanacak.

2016’nın son ayında beklenenin üzerinde soğuk geçen Aralık ayı ve buna bağlı olarak Rezervuarlı HES’lerde yapılan fazla üretimin 2017’nin Ocak ayında da devam etmesi sonucunda 2017 yılına ilişkin fiyat beklentisi yılın başlangıcı itibariyle yükselmişti. Yıl içerisinde gerek bahar döneminde beklenenin altında yaşanan hidroloji gerekse kamu santrallerinde tam olmasa da sub-optimum bir işletme anlayışının belirlenmesi fiyatları yükseltti. Arkasından yaz talebinin, hem ekonomik hem de meteorolojik koşullar sebebiyle beklenenin çok üzerinde gerçekleşmesi sonucunda fiyatlar 2016 yılında hiç öngörülemeyecek seviyelere ulaştı. Artan USD kurunun da fiyatı etkileyen bir başka parametre olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca yıl içerisinde artan petrol fiyatları 2018 yılı için de fiyatlarda artış sinyalleri vermeye başlamışken, Kasım ayının sonundan itibaren BOTAŞ’ın gaza zam yapması ve fazla tüketimi cezalandırmaya yönelik yeni sözleşme yapısına geçeceğini belirtmesi ile 2017 yılı son sürprizini yapmış oldu. Sonuç olarak 2017 yılında birçok konunun elektrik sektör oyuncularını ters köşeye yatırdığını söyleyebiliriz. Bazı oyuncular bunun sonucunda iyi karlar elde ederken bazı oyuncular da büyük zararlar yaşadı.

ÖNEMLİ GELİŞMELER YAŞANDI

Gaz toptancıları/tedarikçileri ile gaz santralleri arasındaki kontrat konusu ve gaz santralleri için gaz tedarikindeki belirsizlikler bence 2018 ve 2019’un en önemli konuları. Ayrıca ilk kez 2018 yılından itibaren elektrikte yeni eklenecek arzın emre amade güç artışı; pik talep artışının altında kalacak. Bu durum belki de son 10 senede ilk kez yaşanacak. Tedarik tarafında son kaynağın yasalaşması çok olumlu olsa da, PTF ve YEKDEM endeksli olarak formüle edilmesi ilk etapta OTC hacminde olumlu yönde bir değişiklik yaratmayabilir. Kapasite mekanizmasının yasalaşması da çok önemli bir gelişme, istedikleri karları elde edemeyen üreticiler için bir ek gelir yaratması çok önemli bir gelişme bence. Yine diğer bir önemli gelişme Yan Hizmetler İhaleleri olacak, Gün Öncesi fiyat oluşumunda yepyeni bir durum yaratacak, tahmin ve optimizasyon modellerin sıfırdan geliştirilmesine sebebiyet vereceğini, fiyat profilinin değişmesine sebep olacağını öngörüyorum. Gün Öncesi Gaz Piyasası da 2018’in önemli gelişmelerinden biri gibi görünse de asıl etkilerini 2019 yılından itibaren tecrübe edeceğimizi düşünüyorum.

Servet AKGÜN

2018 yılı ve sonraki yıl hem yerli hem de yabancı yatırımcı için yeni bir hikâye yazma yılı olmak durumunda bana göre. Yabancı yatırımcılar için gerçekte enerji piyasa değer zincirinin doğru tarafına yatırım yapıldığında Türkiye bence en doğru piyasalardan fakat algı tarafında bu bambaşka.

Türkiye elektrik ve doğalgaz piyasalarında 2017 yılı, bu piyasanın karşılaştığı “en uzun” kışın ardından başladı ve açıkçası önceliğin piyasa yapısı iyileştirmesi yahut orta uzun vade optimizasyondan ziyade, hibrit bir kontrol/tasarım yapısının orta ve uzun bir evveliyata sahip bir takım birikmiş -kendiliğinden olmasa da- sorunların, kısa vadeler ve hızlı yöntemlerle çözümlenmesinin deneyimlendiği bir dönemdi. Piyasalardan ziyade yatırımlar tarafına baktığımızda ise uzun vadeli çözümlerin önceliklendirildiğini ve pek çok projenin (TEİAŞ iletim, doğalgaz depolama ve terminal yatırımları, FSRU vb.) tamamlandığı yahut bu yolda ciddi mesafelerin kat edildiği bir yıl oldu geçtiğimiz yıl. Yine elektrik üretim yatırımları konusuna baktığımızda sadece güneş enerjisi (Solar PV) yatırımlarında bir yılda gerçekleşen kurulu güç artışı yaklaşık 2600 MW ve bu artış doğalgaz, linyit ve ithal kömür kurulu gücünde gerçekleşen artışın toplamından daha fazla, teşvik yapısını ve aynı zamanda bu santrallerin yatırım süreçlerinde geçen yıl yaşanan belirsizlikleri birlikte değerlendirdiğimde bana göre bu çok net bir paradigma değişimidir Türkiye elektrik piyasası için. Umuyorum bu artış çatı üstü sistemlerin önce yatırım yapılabilir hale gelmesi ve yaygınlaşmasıyla ve YEKA’ların gerçekleşmesi ile devam eder.

Bu yılın sonunda elektrikte talep artışı yüzde 5,5 civarlarında gerçekleşirken arz artışı yüzde 8,5 oldu. Artış oranları arasındaki makas daralsa da hem üretimin hem de tüketimin kompozisyonundaki değişimleri de göz önüne aldığımızda piyasanın kendi haline bırakılması durumunda -fundamental senaryo- fiyatların yönünün orta vadede yukarı yönlü olması için herhangi bir gerekçe göremiyorum.

YATIRIMLARDA ÖNEMLİ BİR YOL ALDIK

Bunun yanı sıra kendi haline bırakılmayan piyasaların önünde sonunda belki de daha büyük maliyetler yahut sorunlarla birlikte arz ve talebin kendi yeni yollarını keşfederek buluşacakları konusunda bir konsensüs olduğunu düşünüyorum. Sadece geriye dönüp baktığımızda tüm gerçekleşmeleri hatırlamak isteyecek kadar cesaretli yahut hatırlayabilecek kadar iyi hafızalı olmak yeterli olacaktır. Kısaca toparlamak gerekirse geçen yıl enerjide; piyasalar tarafında maalesef kayıp ve sancılı bir yıl geçirsek de gerek altyapı yatırımları gerek gerçekleşen kurulu güç kompozisyonu tarafında önemli yol aldığımız bir dönem olarak geride kaldı.

2018 yılı ve sonraki yıl hem yerli hem de yabancı yatırımcı için yeni bir hikâye yazma yılı olmak durumunda bana göre. Yabancı yatırımcılar için gerçekte enerji piyasa değer zincirinin doğru tarafına yatırım yapıldığında Türkiye bence en doğru piyasalardan fakat algı tarafında bu bambaşka. Politika ve konjonktürden bağımsız olarak baktığımızda bunun en büyük gerekçesi stratejinin, düzenlemenin ve piyasa dizaynının güven ve kredibilite yaratamamasıdır diye düşünüyorum.

Yerli yatırımcı tarafında ise iki temel sorun olduğunu düşünüyorum. İlki çok net bir biçimde yine öngörü/netlik eksikliği piyasalar ve sektörün tamamı ile ilgili. İkincisi ise biraz daha sistematik yahut yapısal. Tüm piyasa için optimumu aramak yerine kendisi için maksimumu aramak meselesi. Bu durum şöyle bir kısır döngü yaratıyor; rekabet motivasyonu yahut kuralların yolda değişme ihtimaline olan inanç ile hesapsız yatırımlar (a.k.a stratejik değer ile yatırımlar) sonucu hayata geçen ekonomik olabilirlikten uzak projeler ve takip eden borç servisi sorunları. Re-finansman ihtiyacı ve Ankara’ya yönelen lobi gereksinimi ve bir piyasa gerçeği olarak gerçekleşmesi beklenen konsolidasyon yerine Ankara’dan süreli ve bir miktar suya dayanıklı bir yara bandı.

Bu ilişki biçimi iki temel ve çözümü uzun yıllar alabilecek mesele yaratıyor; birincisi aktörler arasında aynı düzlemde ve aynı kurallara göre bir oyun oynanıp oynanmadığının sorgulanmasına ikinci olarak da teknik bilginin getireceği katma değerin miktarının lobinin getireceği katma değerden az olacağına oluşan inanç ve bu durumun da bu piyasanın gelişimin önünde temel ve yapısal bir sorun teşkil etmesi. Günün sonunda bunun bedelini hem piyasa aktörleri hem de nihayetinde tüm vergi verenler ödemek durumunda kalıyor. Yukarıda tarif edilen silsileyi bir örnekle daha somut hale getirmek için üç tane anahtar kelime yeterli olur sanıyorum; özelleştirilen elektrik varlıkları, yüzdürülen/re-finansmanda olan krediler ve kapasite mekanizması/ödemesi (piyasası değil) yahut dağıtım kâr marjı düzenlemeleri.

Yukarıdaki konulardan ari olarak teknik/stratejik katmanda baktığımızda ise yılın başı itibariyle dört yeni konumuz var;
I. Doğalgaz piyasası yeni kontrat fiyat ve miktar yapısı – günün sonunda piyasalaşma için önemli bir adım kaotik bir başlangıç ve geçiş süreci olduğunu kabullenmek gerekmekte.

II. Son kaynak tedariği konusunda uzun zamandır beklenen adımın atılmış olması ve tüketim tarafının yüzde 25 oranında gerçek bir enerji yönetimi yapmaya zorlanması – bu hamle de piyasalaşma için gerçekten çok olumlu bir gelişme ama öngörüm tedarik şirketlerinin ihtiyaca cevap olabilecek ve inovatif ürünler ile tüketiciler ile uzun vadeli işbirlikleri yerine eski alışkanlıkları izleyerek bu kez de tedarik tarifesini benchmark yaparak ölümüne bir rekabete girmeleri ve tedarik tarafında son 3-4 yıldır gördüğümüz tablo ile yeniden karşılaşacak olmamız.

III. Hem yan hizmetler ihalelerinin başlıyor olması hem de DUY’da ki bir takım düzenlemeler ile ilişkili piyasalarda optimum arayışının sürmesini gayet olumlu buluyorum – burada sıradaki iki konunun talep tarafı katılımının piyasa dizaynına entegrasyonu ve yenilenebilir santrallerin şebekeye entegrasyonuna ve sistem işletmecisinin hem maliyet hem de arz güvenliği tarafında yükünü hafifletmesi amacına hizmet etmesi gereken fakat bugünkü uygulaması bunun çok uzağında bir excel uzlaştırması olan DSG (dengeden sorumlu grup) yapısının ele alınması olduğunu düşünüyorum.

IV. Kapasite mekanizması – bununla ilgili görüşlerimi yukarıda detaylandırdım.

Sonuç olarak bu yılın ve 2019’un sektör için bir yeniden başlama fırsatı olmasını umuyor ve yukarıda sayılan bir takım değişikliklerin doğasına baktığımda da karar alıcılarında bu yönde bir eğilimi olduğuna inanıyorum. Umuyorum bu kez paydaşlar koordinasyonu ve iş birliğini sağlayarak yetkin ellerde ve konsensüs ile piyasamızı Energy 2.0’a doğru el ele taşıyabilirler. Çünkü gerçekten hepimizin yıllardır konuştuğu ve belki de artık duymaktan sıkıldığı sorunların arkasında/ötesinde çok akıllı, keyifli ve eğlenceli bir o kadar da katma değer ve dönüşüm dolu bir enerji değer zinciri şekilleniyor.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir