Doğalgaz

Gazbir Başkanı Arslan: ‘Hedef 13.5 milyon’

AA

Arslan’la doğal gaz dağıtım sektörünü enine boyuna konuştuk. Kapısına kadar gittiği halde halen doğal gaz kullanmayan 13,5 milyon kişilik büyük bir potansiyel bulunduğunu belirten Arslan, bu vatandaşlarımızın doğal gaza geçmesini teşvik edecek yeni projeler üzerinde çalıştıklarını söyledi.

GAZBİR Başkanı Yaşar Arslan, doğal gaz dağıtım sektöründe son dönemde hızlanan yatırımlarla birlikte hareketli geçen 2019 yılını ve gelecek beklentilerini gazetemize değerlendirdi.

Doğal gaz tüketimi açısından değerlendirirseniz, 2019’u nasıl kapatıyoruz?

2019 yılının başında tüketimlerin mevsim normallerine uygun şekilde gerçekleşeceğini tahmin ediyorduk. Doğal gaz tüketimleri yılın ilk yarısında uzun süren kış şartlarının etkisiyle beklentinin bir miktar üzerinde gerçekleşti.  Yılın ikinci yarısında özellikle ısınma amaçlı doğal gaz tüketiminin artış gösterdiği Kasım ayı sıcaklık ortalamalarına baktığımızda mevsim ortalamalarının çok üzerinde sıcak bir Kasım ayı geçirdiğimiz görülüyor. Örneğin İstanbul’da son 90 yıl Kasım ayı ortalama hava sıcaklığı 12 C civarında gerçekleşmiş. Bu yıl Kasım ayı ortalama sıcaklığı 20 C civarında. Buna dayanarak konutlardaki tüketimin beklentilerin altında gerçekleşeceğini söyleyebiliriz.

Elektrik santrallerinin doğal gaz tüketimleri yenilenebilir kaynakların ağırlık kazanması sebebiyle düşüyor. Bu durumu hesaplamalarımızda öngörmüştük. Dolayısıyla dağıtım şirketlerinin gelirleri açısından santral tüketimlerinin düşük seyretmesinin belirgin bir etkisi bulunmuyor. Sanayi tüketimi ise geçtiğimiz yıllara kıyasla yatay bir seyir izliyor. Sanayi tüketimde belirgin bir artış veya azalış görülmüyor.

Konut tüketiminin düşük seyretmesi vatandaşlarımız açısında düşük doğal gaz faturası anlamına geliyor. Bu bakımdan olumlu bir durum oluşuyor. Dağıtım şirketleri açısından ise gelir öngörüsünün gerçekleşmemesi anlamında geliyor. Bu sapmanın devam etmesi durumunda, bizim 5 yıllık programlarımızın etkilenmesi söz konusu. Hanelerde doğal gaz tüketimi sadece mevsimsel dalgalanmalardan dolayı düşmüyor. Abonelerinin doğal gaz kullanımında bilinçlenmesi, yeni teknolojiler ve verimli yakıcı cihazların kullanılma girmesi ile hane  doğal gaz tüketimleri her yıl düşüyor. Diğer taraftan binalarda yapılan mantolama uygulamaları da tüketimlerin azalmasına katkı sağlıyor. Bir de sürekli yeni cihazlar giriyor ve bunun getirdiği en önemli değişiklik; tüketicinin tüketimini rahatlıkla takip edebileceği cihazlar veya ev içerisindeki sıcaklığı kontrol altında tutabileceği termostatlı sistemler kurdurması. Bu gelişmiş ülkelerde en çok uygulanan yöntem. Evdeki sıcaklığı belirli derecelere ayarladığınızda ekonomiyi ve tüketimi kontrol altına alıyorsunuz. Bu ve benzeri teknolojiler zaman içinde ülkemizde de yaygınlaşacaktır.

1990’larda yıllık hane tüketimleri ortalama 1200 m3 seviyelerindeydi. Şimdiyse 81 ile doğal gaz yaygınlaştı ve 950 m3 bandında bir tüketimimiz var. Yüksek ihtimalle önümüzdeki sürecin getireceği bir durum olarak yıllık ortalama tüketimlerin azalış trendi devam edecek.

Tüketimin düşmesinde tabii ki kullanıcının tasarrufu öğrenmesinin de büyük katkısı var.

“DOĞAL GAZ ÖZELLİKLE METROPOL KENTLERDE BİR ZORUNLULUK HALİNE GELDİ”

Birim tüketim miktarları düşüyor dediniz ama yeni abone kazanımları da var. Bu noktada Türkiye çapında hangi durumdayız? Yıllık olarak kaç haneye ulaşabiliyoruz?

Doğal gaz özellikle metropol kentlerde bir zorunluluk haline geldi. Çevresel faktörler açısından baktığınızda çok önemli bir yer tutuyor. Avrupa ülkelerinde çevresel etkenlerden dolayı doğal gaz kullanımının arttığını görüyoruz. Doğal gaz düşük karbon salımı sebebiyle tercih edilen bir yakıt türü haline geldi.  Bu nedenle metropollerde doğal gaz çok fazla tercih edilen bir yakıt. 2019 yılı Kasım ayı itibariyle 66,4 milyon vatandaşımızın doğal gaza erişim imkanı var. Toplam nüfusun %81’i doğal gaz kullanım imkanına sahip. Toplam abone sayımız 15,8 milyonun üzerinde. Bu abone sayısı yaklaşık olarak 51,4 milyon vatandaşımızın aktif olarak doğal gaz kullandığı anlamına geliyor. Doğal gaz kullanım imkanı olmasına rağmen henüz doğal gaz kullanmayan yaklaşık 13,5 milyon vatandaşımız var. Genişleme yatırımlarının devam etmesinden dolayı bu sayı her yıl artıyor.

Doğal gaz dağıtım sektörü geçtiğimiz 3 yılda 3,2 milyon yeni aboneyi sisteme dahil etti. Genişleme yatırımlarıyla doğal gaza kavuşan yeni şehirlerde alınan abone sayısı 352 bin civarında. Diğer bir ifadeyle 3 yılda alınan abonenin sadece yüzde 11’i yeni doğal gaz arzı sağlanan bölgelerden gelmiş. Bu oran çok düşük. Genişleme bölgelerindeki abone alımı beklentinin altında seyrediyor. Bunun temel sebebi, tesisat sektörünün kent merkezlerinde daha çok iş yapıyor olması. Nispeten küçük yerleşim yerlerinde ise tesisat firması sayısı hem az hem de uygulanan dönüşüm fiyatları büyük şehirlere kıyasla oldukça yüksek. Bu durum tüketiciyi direkt etkileyen bir konu. Ayrıca tüketici aradığı zaman bir tesisat firmasını bulamadığında güvensizliğe düşüyor. Yani ilçelerde tesisat firması sayılarının az olması bu düşük dönüşüm oranının en önemli sebeplerinden biri.

 “TÜRKİYE’DE YAKLAŞIK 53 MİLYON DOĞAL GAZ KULLANICISI VAR”

Yeni abone kazanımlarında, söylediğiniz gibi iç tesisat dönüşüm maliyetleri büyük bir engel gibi görünüyor. Buna ilişkin olarak GAZBİR’in bir çalışması var mı?

13,5 milyon doğal gaz kullanmayan vatandaşımızın bu konfordan faydalanmasını sağlamak için GAZBİR olarak bir projelerimiz var. Erişimi olduğu halde doğal gaza geçmeyen veya geçemeyen bu binaların tesisatlarını uzun vadeli veya orta vadeli bir krediyle yaptıralım diye düşündük. Tesisatı biz yapmayacağız, yine tesisat sektörü yapacak, doğal gaz dağıtım şirketleri ise tesisat dönüşümünde tüketici ile tesisat firmasının doğru fiyatlamayla buluşmasını sağlayacak. Diyelim ki vatandaş şu anda tüp kullanıyor, öngördüğümüz modelle sadece aylık tüp masrafı kadar bir bedelle taksit ödeyerek doğal gaz kullanım imkanına kavuşacak. 18 ayda bu dönüşümün maddi yükünü hiç hissetmeden, evine tesisatı yaptırmış ve bir tüp bedelinin 5’te 1 fiyatına doğal gaz kullanımı mümkün olacak. Bu süreçte vatandaş ısınma sistemiyle ilgili bir tercih yapıyorsa, piyasadan kendisi bunu tedarik etmeye çalışacak.

Kombide AB mevzuatı kapsamında yeni jenerasyon yoğuşmalı sistemlere geçildiği için fiyatlar yükseldi. Bu zorunluluk tüketiciye gereksiz bir maliyet artışı olarak yansıdı ve rakamlar 2 katı fiyata çıktı. Bunun Türkiye’deki yapıların neredeyse yüzde 50’sinde verimli olarak çalıştığını düşünmüyoruz. Çok ufak dairelerimizde yoğuşmalı sistemler verimli çalışmıyor.

Aslında Türkiye’ye doğal gaz geldiğinde bir çalışma yapılmıştı; diyelim ki evinde daha önce soba kullanan birinin yine doğal gaz sobasıyla devam edeceği düşünüldü. Ancak sobayla çok az kesim devam ediyor ve bir çok tüketici kombiye geçiyor. Avantajları doğru anlatıldığında ve gerekli yönlendirmeler yapıldığında doğal gaz sobası kullanımının da artacağını düşünüyoruz. Doğal gaz sobasının kullanımının şu avantajları var; hangi mekânı ısıtmak istiyorsanız, oraya bir tane soba koyuyorsunuz, o mekânı kullanırken çalıştırıyorsunuz. Üstelik elektrik kesintisinden etkilenmiyor. Çok basit bir tesisatla  çalışan avantajlı bir alternatif. Çok düşük maliyetlerle, hatta taksitle alınabilecek imkânlar sunulduğu için rahatça temin edilebilir.

Önerdiğimiz modelde cihaz tercihi vatandaşın beğenisine bırakılıyor. Doğal gaz dağıtım şirketleri sadece vatandaşın tesisat sektörüyle olan sıkıntısını çözecek ve finansman kolaylığı sağlayacak. Bununla da hali hazırda atıl durumda olan ve ekonomiye tam olarak kazandıramadığımız yatırımlar canlanmış olacak. Bunun yanında, enerji talebimiz düşmüş olacağından dışarıya ödediğimiz para da azalacak. Vatandaşa da bundan 4/5 oranında tasarruf etme imkanı sağlamış olacağız.

“KÖMÜRE GÖRE DOĞAL GAZ HER ZAMAN UCUZDUR”

Doğal gaz fiyatlarına gelen zamlar direkt tüketicinin cebini ilgilendirdiği için kamuoyunda bir algı oluşuyor. GAZBİR daha önce bu konuya yönelik çalışmalar yapmıştı. Geldiğimiz noktada nasıl alternatif yakıtlar var? Tüketici açısından diğer ülkelerle karşılaştırma yaptığınızda nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şunu kesinlikle söyleyebiliriz: “Doğal gaz kömüre göre her zaman ucuzdur.” Bunun aksine yapılan yorumlar tamamen tüketiciyi yanıltıcı bir algı yaratıyor. Niye yanıltıcı? Kömür tüketiciye şu imkânı veriyor; vatandaş cebinde 50 lirası varsa gidip 50 liralık kömür alıyor. Yani cebinde parası varken alıyor. Kömürün ucuz olma şansı yok, çünkü nakliyesi ciddi rakamlar tutuyor. GAZBİR’in bu konuda bazı yayınları var. Yıllık raporlarda ve müşteriyi bilgilendirmek amacıyla hazırlanan yazılı dokümanlarda kullanılıyor. Standart bir daireyi doğal gazla ısıttığınız taktirde cari fiyatlarla yaklaşık 1800 TL yıllık bir maliyet söz konusu oluyor. Aynı haneyi kömür ile ısıttığınızda ise yaklaşık olarak 2900 TL bir maliyet oluşuyor. Ciddi bir maliyet farkı var.  Ayrıca doğal gazın verimliliği kömüre göre çok daha iyi. Bu zaman zaman yanlış algılara sebep olabiliyor. Vatandaş ucuz zannediyor ve gidip 20 kiloluk bir torba kömür alıyor, 20 kilo kömüre ne kadar verdiğine, kaç kalori olduğuna, bununla ne kadar ısınabileceğine bakmıyor. Bu konu Türkiye’de biraz da basının yaklaşımı nedeniyle farklı anlaşılıyor. Bir kere şunu söylemeliyiz ki tüketici doğal gaz fiyatı kaynaklı haberleri çok seviyor. Basın da bu popülariteye göre hareket ediyor. Ancak tüketici kendi avantajını düşünmeli ve doğal gaz kullanmaktan vazgeçmemeli. Ülkemizdeki konutlarda uygulanan doğal gaz fiyatı Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça düşük seviyede. Önümüzdeki dönemde LNG’nin fiyatındaki düşüşten dolayı nihai doğal gaz fiyatlarında azalış olacağını tahmin ediyoruz.

Bizim yaklaşık 16 milyon konutta doğal gaz tüketimimiz var. Bu ciddi bir rakam ve daha da artacak. Nüfus olarak da geliştiğimiz için doğal gaz talebinin artması da olası. Avrupa da Türkiye’deki bu gelişime şaşkın. Hava kirliliği partikülü olarak baktığımızda da bunu daha da yaygınlaştırmamız gerektiği ortaya çıkıyor. Doğal gaz fiyatlarını Avrupa’yla karşılaştırdığımızda, Avrupa’daki doğal gaz konut sektörünün ortalamasıyla, Türkiye’deki ortalaması fiyat olarak yarı yarıya. Türkiye yarı yarıya daha az bir bedelle doğal gaz kullanıyor. Türkiye’de doğal gazın konutlarda kullanımında sübvansiyon uygulanıyor.

“DOĞAL GAZDA SOSYAL TARİFEYİ YAYGINLAŞTIRMAK İÇİN ÇALIŞMALAR VAR”

Son dönemde maddi durumu yetersiz vatandaşa kömür ve elektrik tarafında ‘sosyal tarife’ adı verilen yardımlar yapılıyor. Doğal gazda böyle bir yardım girişimi söz konusu olur mu?

Bu konuyla ilgili bazı illerde mevcut çalışmalar var zaten. Hatta şu anda uygulanıyor. Özellikle doğal gazın yaygınlaştığı yerlerde kömür dağıtımı yerine bu tür bir uygulamaya geçmek için bazı valiliklerin yürüttüğü çalışmalar oldu. İç tesisat dönüşümünü de kapsayan projede, yıllık olarak belirlenen bir tutarda valilikler tarafından doğal gaz yardımı yapılıyor. Bunu yaygınlaştırmak için çalışmalar var. Ama elektrikteki durumla doğal gazdaki durum farklı. Doğal gazda elektrik sektöründeki gibi; 2 milyon insanın desteklenmesi gibi bir durum çok ayrı bir proje. Onun ne boyutta mümkün olabileceğine dair çalışmalar detaylı değerlendirilmeli.

Son zamanlarda sektörümüzde bazı kesimler sosyal tarife konusunda söylemlerde bulunuyorlar. Maalesef bu söylemlerde bulunanlar aslında eylemlerde bulunmuyorlar. Sosyal tarifeyi ‘devlet uygulasın ama sübvansiyon kalksın’ gibi bir mantığı dile getirdiler. Ama sübvansiyonla sosyal tarifenin hiçbir ilgisi yok. Vatandaşa şu anda uygulanan doğal gaz fiyatının sosyal tarife kapsamına alınan miktarıyla şekil değişmeyecek. Buradaki temel amaç, Türkiye’de doğal gazın yaygınlaşması ve çevresel katkılarının önemi vurgulanmalı. Ülke olarak bize en uygun yakıt olan doğal gazı kullanmalıyız. Birisinin ihtiyacı var, birisinin ihtiyacı yok diye bir kavram da yok. Fiyatı da değiştirecek etken bu değil. Avrupa ülkelerinin çoğunda uygulanış biçimi şu: verimli kullanıma teşvik etmek. Diyor ki; yıllık 700 m3 doğal gaz kullanırsan fiyatı 1 lira, 700 m3’ün üstünde kullanırsan 1,5 lira. Dolayısıyla siz hem verimli kullanmaya teşvik ediyorsunuz, hem de tüketiciyi korumuş oluyorsunuz.

Elektrik ile doğal gaz arsında belirgin bir fark var. Elektrik olmazsa olmaz ve alternatifi olmayan bir enerji kaynağı. Doğal gazda durum öyle değil, doğal gaz alternatifi olan bir kaynak; elektrik kullanabilirsiniz, katı yakıt kullanabilirsiniz, bazı yerlerde de hiç kullanmayabilirsiniz. Bazı illerimizde 1-2 ay gibi çok düşük kullanımlar söz konusu. Genel ortalama 950 -1000 m3 olmasına rağmen, oralarda 250-300 m3 kullanım var. Yani elektrikte asgari yaptığınız şeyle doğal gazın aynı durumda olmadığını çok rahat gözlemleyebiliriz. Bir de ihtiyaç sahibi insanlar valilikler aracılığıyla bu tür projelerin geliştirilmesini sağlıyorlar. Bu tür uygulamaları 81 ilde bir anda yapmamız pek mümkün değil. Özellikle büyük kentlerde bunu yapma potansiyelimiz daha farklı bir durum.

Bizim asıl yoğunlaşmamız gereken konu; biz enerjiyi nasıl ucuza alırız? ‘Piyasada doğal gaz fiyatının oluşumunu ve aslında pazarın kendi dinamikleriyle oluşan fiyatlara göre sapmaları nasıl yönetebiliriz?’ Bu konuda hem tedarikçilerle, hem de doğal gazı tedarik ettiğimiz ülkelerle konuşup görüşerek ciddi pazarlığını yapmamız gerekiyor. Artık devir çok değişti. Enerji belli ticaret merkezlerinde rekabetçi bir fiyatlamayla tüketiciye ulaştırılıyor. Avrupa aslında bu yıl GAZPROM ile birlikte bu devrimi yaptı. Uzun vadeli kontratları değiştirerek, ayrı bir fiyatlama mekanizmasıyla alır vaziyete geldiler. Özel sektör ve kamunun GAZPROM’la görüşüp yeni piyasa şartlarını oluşturması gerekiyor.

“SORUNLARIMIZI ÖNGÖRÜLEBİLİRLİĞİ ARTTIRDIĞIMIZ ÖLÇÜDE ÇÖZEBİLİYORUZ”

Şu anda doğal gaz dağıtım sektörü 2. Tarife dönemini bitirip, 3. Tarife dönemine geçiyor. Artık daha öngörülebilir bir doğal gaz sektöründen bahsedebiliyor muyuz sizce?

2017-2021 yıllarını kapsayan ikinci tarife döneminde, ilk tarife dönemindeki bir çok belirsiz nokta açıklığa kavuşturuldu. Bu konuda EPDK ile yoğun bir çalışma süreci geçirdik. Taleplerimizi rasyonel temellere dayanan açıklamalarla EPDK ile paylaştık. Yapıcı bir tarife hazırlık dönemi oldu.  Üçüncü tarife dönemi 2022 -2026 yıllarını kapsayacak. Dolayısıyla önümüzde henüz 2 yıllık bir süre var. Sorunlarımızı öngörülebilirliği arttırdığımız ölçüde çözebiliyoruz. Şu an baktığınızda doğal gaz dağıtım sektöründe büyük bir oranda bir çok konu öngörülebilir bir noktada. Çok büyük sürprizleri olmayan bir sektör ve yatırımı düzgün planlanabildiği müddetçe düzgün devam edecektir.

‘BİZİM KESİNLİKLE TESİSAT YAPMAKLA İŞİMİZ YOK’

Peki bahsettiğiniz bu proje hangi aşamada şu anda?

Projenin şu anda mevzuat alt yapısının son detaylarının üstünden geçiyoruz. Bu yılsonuna kadar devreye alıp, 2020’nin içinde projeyi uygulamak istiyoruz. Şunu da özellikle belirtmek istiyorum; tesisat sektörü diyor ki ‘dağıtım sektörü bizim alanımıza karışmış olacak’ Bu kesinlikle doğru değil., Bizim işimiz doğal gaz dağıtımı ve perakende satışını yapmak. Bizim kesinlikle iç tesisat yapmak gibi bir görevimiz ve amacımız bulunmuyor. Tesisatı yapma yükümlülüğü olan vatandaş, sorumluluğu alan da sertifikalı firmalar. Yani biz atıl durumda olan yatırımları canlandırmayı ve ekonomik sisteme dahil etmeyi amaçlıyoruz.

GAZBİR Başkanı Yaşar Arslan, doğal gaz dağıtım sektöründe son dönemde hızlanan yatırımlarla birlikte hareketli geçen 2019 yılını ve gelecek beklentilerini gazetemize değerlendirdi.

‘BİZ PLANLARI UZUN VADELİ YAPMAYA ÇALIŞIYORUZ’

İlçe yatırımlarından biraz daha bahsedecek olursak önümüzdeki sürece ilişkin öngörüleriniz neler? Dağıtım sektörü bu yatırımlardan umutlu mu? Bunlar büyük ve maliyeti yüksek yatırımlar ve geri dönüş süreleri önemli. Bu konularda genel bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Doğal gazın kullanımının yaygınlaştırılmasını hava kirliliğinin olduğu şehirlerde yapmak zorundayız. Kentleşmiş yerlerde bunu yapmak zorundayız. Hatta hava kirliliğinin olduğu yerleşim yerlerinde doğal gaz kullanımını zorunlu hale getirmeliyiz. Bir plan dahilinde hızlı şekilde bu yatırımları yapmamız gerekiyor. Bizim dikkat ettiğimiz temel konu; geleceğe dönük işletme şartlarını ve devamlılığını sağlayabileceğimiz yerlerde yatırım yapabilmek. Oradaki nüfus, bize insan kaynağı sağlayabilir mi? Yatırım yapılacak yerin ulaşımı, oralardaki gelişimi sağlayabilecek potansiyelde olması gerekiyor. Aslında çok güzel geri dönüşler alıyoruz.  Vatandaş yaşadığı bölgede doğal gaz olmadığı için İstanbul’a göç ediyor ama doğal gaz geldikten sonra memleketine dönmeye karar veriyor. Bizim hizmet götürdüğümüz illerden biri olan Sivas, doğal gazdan sonra 2 kat büyüme gösterdi. Geri dönüşler ve değişim o derece farklı oldu. Burada ölçülü davranmak zorundayız. Bir yere götürülen hizmet, bir başka yere de aynı anda götürülemiyor. Bunun bir plan dahilinde yapılması gerekiyor.

Doğal gaz sektörü şu ana kadarki gelişimi itibariyle, EPDK Başkanı Sayın Mustafa Yılmaz’ın da dediği gibi en düzgün, en istikrarlı büyüme gösteren sektör. Bunu da hep bir plan dahilinde hareket etmeye borçluyuz. Pazarı bizim kurmamız gerekiyor. Pazardaki tüketiciye kendimizi tanıtmamız ve güven vermemiz gerekiyor. Alt yapıyı kuruyoruz, o alt yapıyı bir nevi pazarlıyoruz vatandaşa ve güven verdiğimiz ölçüde de talep hızlanıyor.  Geçtiğimiz günlerde ETKB ve EPDK ile yaptığımız sektör toplantısında açıklanan rakamlar da vatandaşın doğal gaz dağıtım sektöründen memnun olduğunu gösteriyor. Genel memnuniyet %75 civarında. İyileştirmemiz gereken bazı noktalar olmasına rağmen genel itibariyle doğal gaz dağıtım sektörünün doğru bir noktada ve yolda olduğunu söyleyebiliriz.

‘AR-GE ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDİYOR’

Dağıtım sektörünün hizmet kalitesi anlamında tüketicinin istediklerinin üstüne çıkması gerekiyor. Önümüzdeki süreçte özellikle akıllı sistemler konusunu biraz daha geliştirmemiz gerekiyor.

Bununla ilgili çalışmalar söz konusu. Örneğin Avrupa elektrikte biraz daha hızlı hareket etti, doğal gazda daha yavaş hareket ediyor. Akıllı sistemlerin dönüşümüzde belli bir plan dahilinde hareket etmek gerekiyor. Sonuç itibariyle bu sistemler ciddi maliyetleri de beraberinde getiriyor. Diğer taraftan teknolojiler hızla değişiyor. Yüksek maliyetle yapılacak yatırımların kısa süre sonra yeni teknolojilerle atıl hale gelmesi riski var. Bu anlamda doğru bir planlamayla akıllı sistemlere geçilmesi yararlı olacaktır. Akıllı sayaçtaki temel amaç tabi ki önemli.

Bu konuya “sayacı uzaktan okumak” olarak bakarsan, o zaman akıllı sayaç kullanmanın bir anlamı yok ama akıllı sistemleri biz verimlilik ve talep yönetimini ön planda tutacak bir amaçla yapıyorsak ona göre hareket etmemiz lazım. Açma kapama işlemlerinin uzaktan yapılmasında akıllı sistemlerin bazı çözümleri bulunuyor.

Anadolu’nun birçok yerinde sur duvarlı evler var. Bu sur duvarlı evler de o kentlerin bir yaşam tarzı ve bizim bazı şeyleri yapamadığımız yerler buralar. Çünkü faturalandırma yapamıyoruz, okuyamıyoruz, kesemiyoruz. Bunlara uzaktan işlem yapmamız gerekiyor. Şu anda EPDK ile görüşüyoruz. Bunlar için yeni bir yapılanmaya gidelim istiyoruz. Bu akıllı sistemler için bir kültür de oluşturmamız gerekiyor. Nasıl bir altyapıya gideceğiz? İleriye dönük neler yapacağız? Buradaki amacımızı verimlilik üzerinden iyi belirlemeliyiz. Küresel ısınmayı ve karbon salımını önlemenin önemli bir yolu bu. Birçok ülkenin bu uygulamalarla verimliliği yüzde 15 arttırdığı gözlemleniyor. Tüketiciye daha bilinçli hareket etmesinin avantajını gösteriyorsunuz bu yöntemle.

Bunun haricinde dünyanın şu anda aktif bir şekilde çalıştığı hidrojen konusu var, biz de Ar-Ge çalışmalarına başlıyoruz. Uluslararası çalışmaları da yakından izliyoruz. Paris’teki Utility Week Fuarı’nda en önemli konulardan biriydi bu. Biz de bununla ilgili daha çok çalışmalar yapacağız. Yenilenebilir gaz artık yeni konumuz. Yakın zamanda bunu konuştuk ve EPDK ile bir komisyon kurma ihtimalimiz gündemde. Çünkü bu gazın uluslararası alanda da nasıl fiyatlanacağı konusunun konuşulması lazım. Toparlamak gerekirse, önümüzdeki dönemde temel stratejilerimiz akıllı sayaçlar ve hidrojen konusu üzerine yoğunlaşmak olacak.

‘BİZ YILDA 2 KERE BÜTÜN ŞEBEKEYİ GAZ SIZINTISI ANLAMINDA KONTROL EDİYORUZ’

Son olarak izinsiz yapılan kazılar gündemde şu anda. Bu konuyla ilgili neler söyleyeceksiniz?

Bu konuyla ilgili iki nokta var aslında: birincisi; izinsiz kazılarda kaza riski çok yüksek. Sonucu ölüm olan birçok kazaya sebebiyet verebilir. İkincisi; bu gazla birlikte çevreye salınan azot ve karbon konusu. Maalesef bunları göz ardı ediyorlar. Şimdilerde sektör olarak bu alanda da bir çalışma yapıyoruz. Sektörün dışarıya atılan gaz miktarının çıkartılmasıyla ilgili önemli bir konunun üzerinde duruyoruz. Bununla ilgili de önümüzdeki dönemde sayısal verileri yayınlayacağız. Nerede, ne kadar gaz atıldığını zaten akıllı sistemlerle ölçebiliyoruz. Bazı yerlerde nasıl iyileştirmeler yapacağımızı analiz ediyoruz. Biz zaten yılda iki kere bütün şebekeyi gaz sızıntısı anlamında kontrol ediyoruz. Böyle bir zorunluluğumuz var. Sızıntıların çıktığı yerleri tespit ediyoruz ve iyileştirme çalışmaları yapıyoruz. Ama bunu sayısal bir veriye dökme konusunda resmi bir çalışmamız yoktu, şimdi onu yapacağız. Bu iki yıllık periyotta yapılanlarla hakikaten çok güzel işler başardık. Lakin belediyelerin veya yer altı kuruluşlarının yaptığı kazılardaki verilen hasarların apayrı sıkıntıları var. Tabi gözle görülmeyen birçok şey var ama o çıkan gaz doğrudan atmosferi etkileyen bir gaz.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir