Doğalgaz

Doğu Akdeniz’de geri adım yok

AA

Türkiye’nin milli sondaj gemisi Fatih, Antalya açıklarında tamamladığı sondaj faaliyetinin ardından Doğu Akdeniz’deki ikinci sondajına 3 Mayıs’ta Kıbrıs adasının 75 km batısında Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin 2009 ve 2012’de Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) verdiği ruhsat alanları içinde belirlenen noktada başladı.

Türkiye, Kıbrıs adasının batısında başladığı ikinci sondajla Doğu Akdeniz’de hem kendisinin hem de KKTC’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini sonuna kadar savunma konusundaki kararlılığını ve bölgede herhangi bir oldubittiye izin vermeyeceğini bir kere daha gösterdi.

Konuyla ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar, Milli Savunma ve Dışişleri Bakanları tarafından arka arkaya yapılan açıklamalarla Kıbrıs adasının çevresinde Türkiye’nin ve KKTC’nin Türkiye Petrolleri’ne devrettiği ruhsat sahalarında yürüttüğü sismik araştırma ve sondaj faaliyetlerinden geri adım atmayacağını ve çalışmalarına devam edeceğini güçlü şekilde vurguladı.

Oldubittiye izin yok

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon aramacılığının bazı ülkelere rahatsızlık verdiğini ifade ederek, Türk milletinin ve KKTC’nin hak ve çıkarlarını korumak için atılması gereken bütün adımları uluslararası hukuk çerçevesinde atmaya devam ettiklerini söyledi.

Dönmez, bakanlık olarak Türkiye’nin ve KKTC’nin Türkiye Petrolleri’ne devrettiği ruhsat sahalarında ülkenin hak ve menfaatleri doğrultusunda faaliyetlerine devam ettiklerini belirterek, “Doğu Akdeniz’de bir oldubitti yaparak ruhsat sahalarımızdaki arama çalışmalarımıza halel getireceklerini düşünenler büyük yanılgı içerisindedir. Türkiye’nin kendi ruhsat sahasında gerçekleştirdiği sondaj faaliyetlerine ilişkin olarak yapılan açıklamaları kabul etmemiz asla mümkün değildir. Bu konu özellikle dış basında çarpıtılarak verilmekte ve Türkiye’nin buradaki haklı tavrına gölge düşüren yayınlar yapılmaktadır.” diye konuştu.

“Fatih” ve “Barbaros Hayreddin Paşa” gemileri tarafından arama ve sondaj faaliyetlerinin uluslararası hukuk çerçevesinde meşru haklara dayandığını vurgulayan Dönmez, “Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin de ifade ettiği üzere Kıbrıs’taki rezervler iki tarafa aittir ve hakça bir paylaşım gerçekleştirilmelidir. Kıta sahanlığımız içerisinde gerçekleştirdiğimiz sismik arama ve sondaj faaliyetlerine saygı duyulmasını bölge içi ve dışı tüm aktörlerden beklemekteyiz. Bu konudaki kararlılığımızı herkes biliyor. Bu konuda arkasına bazı ülkeleri ya da şirketleri alarak Türkiye’yi test etmeye kalkanlar iyi bilsinler ki yanlış yoldalar. Böylesine büyük ve aziz bir milleti bir iki tehditle korkutacağını ya da yıldıracağını savunanlar tarihe baksın ve ibret alsın ki Türkiye hiçbir zaman hakkını, hukukunu yedirmedi. Bundan sonra da yedirmeyecek.” değerlendirmesinde bulundu.

Dönmez, doğal kaynakların barışı, istikrarı ve refahı artırmada önemli bir rol oynayabileceğinin bilincinde olduklarının altını çizerek, yürütülen politikaların da bu bağlamda devam ettiğini anlattı.

Türkiye’nin, Türk milleti ve KKTC’nin haklarını savunmaya devam edeceğini belirten Dönmez, bölgede çatışmanın değil barışın teminatı ve kaynağı olmaya devam edileceğini vurguladı.

‘Türkiye sismik ve sondaj faaliyetlerine devam edecek’

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ve AB dışişleri bakanlarına ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’ye mektup göndererek, Fatih sondaj gemisinin Akdeniz’de Türk kıta sahanlığındaki sondaj faaliyetine ilişkin bilgilendirmelerde bulundu.

Çavuşoğlu, mektubunda, Türkiye’nin siyasi ve hukuki tutumunu ayrıntılı şekilde anlatarak, Fatih gemisinin sondaj yaptığı bölgenin Türk kıta sahanlığı olduğunu vurgulayarak Kıbrıs Adası’ndan 75 km uzaktaki sondaj noktası dahil Türk hükümetinin 2009 ve 2012’de Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) ruhsat verdiğini hatırlatan Çavuşoğlu, AB’nin üyelik dayanışması altında GKRY’ye verdiği desteğin uluslararası hukukla bağdaşmadığının altını çizdi.

Türkiye Rumların tek taraflı MEB iddiasını kabul etmeyecek

Bakan Çavuşoğlu, uluslararası hukukta sınırlandırma mevzu olduğunda, Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ve kıta sahanlığı bakımından adaların otomatik olarak tam etki doğuramayacağını, adaların MEB ve kıta sahanlığına sahip olma hakkıyla sınırlandırmada ne kadar etki doğurabileceklerinin ayrı hususlar olduğuna ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e ilişkin tutumunu 2004’ten itibaren BM nezdinde kayda geçirdiğinin altını çizen Çavuşoğlu, Türkiye’nin Kıbrıs Rumlarının tek taraflı MEB iddiasını kabul etmeyeceğine dikkati çekti.

Çavuşoğlu, üçüncü tarafların çakışan deniz yetki alanı ihtilaflarında taraf olmamalarının esas olduğunu, üçüncü tarafların adeta mahkeme yerine geçerek sınırın nereden geçeceğine karar veremeyeceklerini vurgulayarak, çakışan iddialar bulunduğunda sınırlandırmanın ya üçüncü tarafların haklarına halel getirmeyen ikili anlaşmalarla ya da uluslararası yargı yoluyla çözülebileceğini belirtti.

Bakan Çavuşoğlu, çözüm olmadığında çakışan iddiaların devam ettiğini, kimi AB üyelerinin üçüncü tarafların haklarını haleldar eden deniz yetki alanı iddialarının da AB’nin dış sınırlarıymış gibi takdim edilemeyeceğini kaydetti. Çavuşoğlu, AB’nin bu konudaki hatalı tutumunun uluslararası hukukun açık bir ihlali teşkil ettiğinin altını çizdi.

Türkiye sismik ve sondaj faaliyetlerine devam edecek

Mektupta, Kıbrıs Adası’nın batısında kalan deniz alanında nihai bir çözümün ancak Kıbrıs sorunu çözüldükten sonra mümkün olabileceğini ifade eden Çavuşoğlu, Kıbrıs meselesine kapsamlı çözümün olmadığı mevcut durumda, AB’nin deniz yetki alanı meselesinde taraf tutmamasının ve yapıcı bir rol oynamasının beklendiğini Mogherini’ye açıkça belirtti. Çavuşoğlu, aynı şekilde, ABD Dışişleri Bakanlığının açıklamasından Türkiye’nin duyduğu rahatsızlığı ABD’li muhatabına mektubunda iletti.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de en uzun kıyı şeridi uzunluğuna sahip ülke olarak meşru hak ve hayati çıkarlarının bulunduğunu ve uluslararası hukuka uygun olarak kıta sahanlığındaki haklarından yararlandığını vurguladı.

Türkiye’nin geçmişte olduğu gibi bugün de Akdeniz’deki tüm sorunlara adil, hakkaniyetli ve barışçıl çözümler bulunmasına katkı sağlamaya hazır olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, buna Türkiye’nin tanıdığı ve diplomatik ilişkileri bulunduğu ilgili tüm kıyıdaşlarla deniz yetki alanlarının hakkaniyetli şekilde sınırlandırılmasının da dahil olduğunu kaydetti.

Bakan Çavuşoğlu, Kıbrıs Rumlarının Kıbrıs Türklerinin hak ve çıkarlarını ihlal eden, aynı zamanda Türkiye’nin kıta sahanlığındaki meşru haklarını ihlal eden tek yanlı adımlarının bölgedeki güvenlik ve istikrarı tehlikeye düşürdüğüne işaret ederek, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Türklerinin adanın eş sahibi ve adanın doğal kaynakları üzerinde hak sahibi olduklarını göz ardı ettiğini belirtti.

Kıbrıs Rumlarının tek yanlı adımlarını durdurmaması veya Kıbrıs Türklerini karar alma mekanizmalarına dahil etmemesi halinde Türkiye’nin Kıbrıs Türklerine de her türlü katkıyı vermeye devam edeceğinin altını çizen Çavuşoğlu, KKTC’nin TPAO’ya ruhsat verdiği alanlarda da sismik ve sondaj faaliyetlerinin devam edeceğini vurguladı.

Çavuşoğlu, mektubunun sonunda, Türkiye’nin sağduyu ve iyi niyetle hareket etmeye devam edeceğini ancak hem kendinin hem Kıbrıs Türklerinin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının ihlal edilmesine de seyirci kalamayacağını ifade ederek üçüncü taraflara sağduyu, taraf tutmama ve yapıcı rol oynama çağrısı yaptı.

Doğu Akdeniz’deki haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz

AK Parti Sözcüsü Çelik, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin hem kendisinin hem de KKTC’nin hak ve menfaatlerini koruma konusunda birtakım saldırılar olduğuna dikkati çekerek Yunan tarafının tarihten ders çıkarmadığını, Türkiye ve KKTC’nin her ne pahasına olursa olsun Doğu Akdeniz’deki haklarından vazgeçmeyeceğini söyledi.

Çelik sözlerine şöyle devam etti: “Provokatif yaklaşımların bizim nezdimizde hiçbir kıymeti yok. Türkiye orada sonuna kadar kendi hak ve menfaatlerini koruyacaktır. KKTC’nin hak ve menfaatlerini koruyacaktır. BM Genel Sekreterinin dediği gibi Uluslararası hukukun vaaz ettiği gibi orada Kıbrıs’ın etrafındaki kaynaklar iki kesime aittir ama henüz iki kesim arasında birleşme formülü ortaya çıkmadan AB gidip de Rum kesimini bir devlet olarak tanıdı diye, Kıbrıs Türklerinin haklarını ihlal etti diye ve arkasından da bölgedeki bütün kaynakların, doğal gaz kaynaklarını Rum kesimine ilan etti diye Türkiye böyle bir oldubittiye kesinlikle müsaade etmez.”

Yunanistan’ın ve Kuzey Kıbrıs Rum kesiminin tarihten ders çıkarmadıklarını belirten Çelik, “Burada kesinlikle her ne pahasına olursa olsun, Türkiye ve KKTC hak ve menfaatlerinden vazgeçmeyecektir. Türkiye ve KKTC’nin hak ve menfaatlerine dönük ortaya çıkan her saldırı girişimine karşı hak edilen cevap en kararlı ve en etkili şekilde verilecektir.” diye konuştu.

‘Ülkemizin hak ve menfaatini korumakta kararlıyız’

Milli Savunma Üniversitesi Deniz Harp Okulunda düzenlenen programda Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına ilişkin açıklamada bulunan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Yurt içinde ve yurt dışındaki terörle mücadelemize ilaveten Ege’de, Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs’ta da ülkemizin hak ve hukukunu korumak için gerekli her türlü tedbiri alıyoruz” diye konuştu.

Dışişlerinden Doğu Akdeniz brifingi

Türkye’nin sondaj faaliyetine başlamasının ardından ABD, AB, Rusya, Mısır ve Yunanistan’ın aralarında olduğu ülkeler tarafından yapılan Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarına karşı yapılan temelsiz açıklamalara karşı Dışişleri Bakanlığı harekete geçti. Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin verdiği bilgiye göre, İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık-Hudut Genel Müdür Vekili Büyükelçi Çağatay Erciyes’in verdiği brifinge Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi üyeleri, bölge ülkeleri ve ilgili diğer ülkelerden katılım sağlandı.

Brifingde Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının sınırlandırılması konusunda Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun haklı tezleri anlatıldı. Brifing sırasında sınırlandırma anlaşmaları ve davalarından örneklerle ayrıntılı bir sunum gerçekleştirildi. Ayrıca, üçüncü tarafların deniz yetki alanlarına ilişkin meselelerde taraf olmaması gerektiği vurgulandı. Türkiye’nin hem kendi kıta sahanlığında hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye Petrollerine ruhsat verdiği alanlarda sismik ve sondaj faaliyetlerini kararlılıkla sürdüreceği muhatapların dikkatine getirildi.

Enerji Girişim Fonu



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir