Doğalgaz

Doğal gaz ve LNG sektörü için kayıp bir yıl

AA

Bildiğiniz üzere, global gaz talebindeki artış 2019 yılında hız kesmişti. Talepteki büyüme oranı Uluslararası Enerji Ajansı’nın Haziran ortasına doğru yayınladığı Gas 2020 raporuna göre yüzde 1,8, Cedigaz’ın 11 Mayıs 2020’de yayınladığı Dünya Gaz İstatistikleri raporuna göre yüzde 2,3 olarak gerçekleşti. Bakalım BP istatistikleri ne diyecek? Dünya gaz talebi 2019 yılında 4 trilyon metreküpe yanaştı diye aklımızda tutsak yeter.

Global gaz arzı ise talepten daha hızlı büyüyerek (Cedigaz yüzde 3,5, UEA yüzde 3) 4 trilyon metreküpü aşmıştı. Net gaz ticareti ise yüzde 4 civarı büyüyerek 1 trilyon metreküpe yaklaşmıştı. Boru hatlarıyla yapılan gaz ticaret hacmi düşerken (yüzde 4,3), LNG ticareti artmıştı (yüzde 12,6). LNG ticaretindeki bu büyümede Avrupa’nın çok önemli bir rol oynadığını hep beraber izlemiştik.

Global gaz arzı talepten büyük olduğundan dolayı stoklara yüklenilmişti. Arz ve talep arasındaki dengesizlik fiyatlara yansımış ve dolayısıyla Asya ve Avrupa spot piyasalarında gaz fiyatları 2018 yılına göre yüzde 40’tan fazla düşmüştü. Amerika’da Henry Hub fiyatı ise yüzde 20 düşmüştü. Benchmark petrol fiyatları ise 2019 yılında yüzde 10 düşüş yaşamıştı. Bu gelişmeler spot gaz fiyatı ile petrole endeksli gaz fiyatları arasındaki makasın da açılmasına yol açmıştı.

LNG sektörü de geçen seneden beri yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen Edip Akbayram’ın “Aldırma Gönül” şarkısını mırıldanıyordu. Olumsuzluklar diz boyuydu. LNG arz cephesinde artan üretim, sıvılaştırma kapasitesinde ve yeni sıvılaştırma tesisleri yapımı konusunda alınan nihai yatırım kararlarında tarihi rekor, yapım veya geliştirme aşamasındaki LNG kapasite miktarı gibi. Talep cephesinde ise arzu edilen büyümenin gerçekleşemeyeceği yönünde endişeler artıyordu. Global ekonomide ve ticaret hacminde yavaşlama sinyalleri, iki yıldır nispeten ılıman geçen bir kış, Asya piyasaları ile hayra alamet olmayan sinyallerin gelmesi gibi. Durum böyle olunca Asya piyasalarına gidecek LNG, Avrupa piyasalarına yönelmişti. Öyle ki Avrupa LNG ithalatı bir yıl içinde ikiye katlanmıştı. Ancak bu bile LNG arz fazlasını eritmeye yetmemiş ve haliyle LNG fiyatlarını aşağı yönlü baskılamıştı. Bu da Hub fiyatlarını aşağı çekmişti.

Velhasıl, doğal gaz sektörü 2020 yılına sancılı girmişti. Derken Korona virüs çıktı ve her şey allak bulak oldu.

KORONA VİRÜS TOKADIYLA GAZ SEKTÖRÜ TALEP ŞOKUNA GİRDİ

Birçok sektör gibi doğal gaz sektörü de korona virüsten nasibini aldı.

Avrupa’nın gaz talebi geçen senenin ilk 5 ayı ile karşılaştırıldığında Ocak-Mayıs arasında yüzde 7 düştü. Amerika’da yaklaşık yüzde 3, dünyanın en büyük LNG ithalatçısı olan Japonya’da yüzde 5, Pakistan’da yüzde 14 düştü. Artışlar da var: mesela Kore’de yüzde 15, Çin’de yalnızca yüzde 1 gibi. Bir de zig zaglar var. Mesela, Hindistan’da yılın ilk üç ayında artış gösteriyordu ama sonra güm aşağı.

UEA’ya göre küresel LNG ticareti ilk 5 ayda yüzde 9’a yakın arttı. Bunun üçte ikisini, LNG ithalatı yüzde 25 artan Avrupa karşıladı. İlk 5 ayda Avrupa’nın LNG ithalatının dörtte birini karşılayan ABD, bölgenin en büyük LNG tedarikçisi haline geldi. Ancak şu var ki, Avrupa’nın LNG ithalatında artış kadar Rusya ve Kuzey Afrika’dan boru gazı ithalatında azalış yaşandı. Neticede toplamda Avrupa’nın boru gazı ve LNG ithalatı yılın ilk 5 ayında yüzde 9 civarında düştü.

Bu rakamlar farklı kaynaklarda farklı şekilde telaffuz edildiğinden üzerinde fazla durmayacağım. Eğer mutlak verilere sahip değilseniz verilen rakamların yılın ilk 5 ayını mı, yoksa yılın ilk 5 ayının bir önceki yılın ilk 5 ayı ile mi karşılaştırıldığını anlamakta zorluk çekersiniz.
Nisan ayında Çin, Japonya ile hemen aynı miktarda LNG ithal etti. Japonya’nın Nisan 2020 LNG ithalatı 2010 yılından bu yana aylık bazda en az LNG ithal edilen ay oldu. Böyle giderse Çin, Japonya’yı geride bırakarak dünyanın en büyük ithalatçısı konumuna gelecek.

Daha yılın ilk yarısını bitirmedik ve Korona virüste ikinci bir dalgaya girip girmeyeceğimiz henüz netlik kazanmadı. Ancak, bugüne kadar yapılan tahminler 2020 yılında global gaz talebinin yüzde 2 ile yüzde 5 arasında azalacağını söylüyor. Avrupa piyasası için beklenti de bu yönde. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Gaz 2020 raporuna göre 2020 yılında gaz talebinde yüzde 4 düşüş yaşanması bekleniyor. Olağanüstü bir gelişme olmazsa bu 150 bcm’lik düşüş gaz tarihindeki en büyük yıllık düşüş olarak kayıtlara geçecek.

GAS FİYATLARINDA ARBİTRAJ ORTADAN KALKTI

Gas&Power’da 13 Kasım 2015 tarihinde yazdığım ve en az okunan makalem olma mertebesine erişmiş “LNG piyasalarında değişen dinamikler” başlıklı yazıma tekrar dikkatinizi çekmek isterim. LNG fiyatları önümüzdeki 5 yılda eski seviyelerinin yanından bile geçmeyecek gibi iddialı bir cümle kurmuşum. Biraz haklı çıktım galiba. 2013-2014 seviyelerine yaklaşamadılar bile. Fena sallamamışım demek ki. 2014 yılı başlarında NBP $10/MMBtu, Henry Hub $5, Asya spot LNG $18 üstündeydi. Mayıs ayıyla beraber hepsi 2 doların altına gerilemiş durumda. Japonya’nın Mayıs ayı spot LNG fiyatı da $2,2/MMBtu olarak gerçekleşti. Bunun JKM’den farklı olduğunu hatırlayalım.

Temel benchmark gaz fiyatları olarak telaffuz ettiğimiz Henry Hub, Avrupa TTF ve NBP, Asya spot LNG fiyatlarının bu edepsizlikleri Korona virüs sonrasında ayyuka çıktı. Bırakın yıllardır sosyal mesafeyi korumalarını (ki buna arbitraj diyorduk) Mayıs ayı sonunda resmen dudak dudağa geldiler. Mayıs ayının son haftasından bu yana (13 Haziran) Henry Hub fiyatı TTF’in altında yatıyor. Makinist burada devreye girecek sanırım ama müstehcen bir şey söylemiyorum. Grafikler öyle gösteriyor.

Forward eğrileri bu durumun önümüzdeki aylarda da devam edeceğini işaret ediyor.

Şu sıralarda en çok dikkat edilen konu, arbitrajın ortadan kalması ve Henry Hub fiyatının pahalı kalmasıyla Amerikan LNG kargolarının iptal edilmesi furyasının ne kadar devam edeceğidir.

Amerika piyasasında kaya petrolü üretimindeki azalmanın kaya gazı üretimini etkilemesinin de etkisiyle Henry Hub, Avrupa benchmark fiyatları ve Asya spot LNG (JKM) fiyatına göre pahalı kaldı. Bu nedenle şu ana kadar 50’den fazla Amerikan LNG kargosu iptal edildi. Tam tersine gözler Amerika’nın LNG ithaline çevrilmiş durumda. Siftahlar çoktan yapıldı. Temmuz ayında Avrupa’ya Amerikan LNG gelmeyebilir. Buna rağmen Amerikan Enerji Enformasyon Dairesi, Amerikan LNG ihracatının tüm olumsuzluklara rağmen 2020 yılında artacağını iddia ediyor. Üç aydır aşağı yönlü revizeler yaptığı halde. Hadi hayırlısı bakalım.

AVRUPA GAZ STOKLARINA DİKKAT

Avrupa piyasalarında fiyat cazibesinden dolayı LNG ithalatında artışın sene başından beri devam ettiğini görüyoruz. Boru gazı ithalatında ise aynı oranda azalma yaşandı. Yani, fiyat üstünlüğü nedeniyle LNG’ye ağırlık verildi. Ancak şu var ki, bu durum stokların geçen seneye nazaran daha hızlı dolmasına neden oluyor.

Geçen sene Avrupa gaz stoklarında tam kapasiteye Kasım ayında ulaşılmış ama ılımlı geçen kış nedeniyle eritilememişti. Şimdi ise stokların Kasım ayından çok önce tamamen dolması bekleniyor. Haziran başında stokların doluluk oranı çoktan yüzde 75’e ulaştı bile (11 Haziran itibarıyla). Bu seviyeye geçen sene bile 7 Temmuz’da erişilmişti. Beş yıllık Haziran ortalamasının yüzde 50 olduğunu unutmamak gerekir. Bu yüzden Ukrayna’nın hemen hemen yarısı boş olan stokları kullanma gündeme gelebilir belki. Eğer Ukrayna stok kapasitesine el atılmaz ise Avrupa’da gaz fiyatlarının sıfıra doğru, hatta negatife inmesi şaşırtıcı olmaz. Tabii ki talepte bir düzelme olmayacağı varsayımı altında. Dolayısıyla Avrupa LNG talebi 2020 yılında geçen senekinden çok farklı olmayabilir.

Asya almaz ise LNG’yi Avrupa’ya veririz beklentisi buhar olursa ve talepte hızlı bir düzelme görmez isek gaz fiyatları üzerindeki baskı devam edecektir. Bu sadece Hub ve spot LNG fiyatları için değil aynı zamanda petrole endeksli gaz ve LNG fiyatları için de geçerli. Dolayısıyla Korona virüsten nasıl ve ne zaman sıyrılacağız sorusu öne çıkıyor.

Bu yılın ikinci yarısında normalleşmeye başlasak bile doğal gaz ve LNG fiyatlarının 2019 seviyelerinin altında kalmaya devam edeceğini iddia etmek pek abes kaçmaz herhalde. Bu yıl global çapta arama ve üretim yatırımlarında yüzde 30 kesintiye gidilmesi, LNG sıvılaştırma tesislerinde nihai yatırım kararlarının ertelenmesi ve benzeri tedbirler bile orta vadede arz fazlasını eritmeye yeterli gelmeyebilir.

Eğer korona virüsten bu yıl içinde kurtulamaz isek gaz piyasalarında üretim ve tüketim arasındaki makasın daha da açılması beklenebilir. Mısır ve bazı başka ülkelerde olduğu gibi ucuz fiyatlarla ihracatı önlemek amacıyla üretim kısıtlaması yoluna gidilse bile bu dengesizlikte önemli bir düzelme görülmeyecektir. Haliyle arama ve üretim cephesinde yatırımların daha da kısıtlanmasına, altyapı projelerinde nihai yatırım kararlarının ertelenmesine ve hatta bazı projelerin iptaline, dahası gaz alım satım kontratlarının yeniden müzakerelerine başvurulacak.

GAZ ALIM SATIM KONTRATLARINDA YENİDEN MÜZAKERELER VE OTURAN BOĞA’NIN AYAĞA KALKIŞI

Kızılderililerin ünlü şeflerinden bir olan Oturan Boğa’nın LNG ile alakası yok tabii ki. Fiyat ve kontrat şartlarının yeniden müzakeresi konularının gittikçe önem kazandığını biliyorsunuz. Yıllardır LNG satıcılarının dikte ettikleri şartlara boyun eğmiş olan alıcılar bir kaç yıldır ayağa kalkarak savaş baltalarını topraktan çıkarttı. Nihai teslim noktası, kontrat süresi, spot ve kontrat fiyatları konusunda epey yol aldılar. Sırada, petrole endeksli uzun vadeli kontratlarla spot gaz fiyatları arasındaki makasın gittikçe açılması sonucunda mercek altına alınan fiyat müzakereleri konusu var.

Bugüne kadar taviz vermekten kaçınan Katar’dan bugünlerde gelen sinyaller Barış Manço’nun Gibi Gibi şarkısındaki “Sanki biraz naz ediyorsun ama senin bana gönlün var gibi gibi” mısralarını çağrıştırıyor. Bu yüzden, Katar’ın Hindistan’daki müşterileri ile sürdürdükleri görüşmelerin sonucu tüm piyasa için çok önemli.

Başka nedenler de alıcılar ile satıcılar arasında tatsızlıklara yol açacak gibi gözüküyor. Mesela, LNG kontratlarında pandeminin mücbir sebep olarak gösterilip gösterilemeyeceği. Asya’da bazı alıcılar Korona virüs nedeniyle mücbir sebep ilan etmiş ancak satıcılar bunu kabul etmemişti. Avukatlara yine iş çıktı.

BEKLENMEYEN GELİŞMELERİ BEKLEMEYE BAŞLADIK

Haziran ayının ortasına doğru yaklaşırken dünya çapında 6 milyondan fazla insanın Korona virüsüne yakalandığı ve bu virüsten dolayı ölümlerin 400 bini geçtiği haber ediliyor. Brezilya, Hindistan ve Bangladeş’teki vaka sayılarında hızlı artışlar devam ediyor. Afrika ve Güney Amerika’da bulunan birçok ülkede kendini nispeten yeni gösteren virüs nedeniyle vaka sayısı hızla artıyor.

Nisan ayından beri IMF, Dünya Bankası ve OECD, küresel ekonominin gidişatı hakkında olumsuzluk tonunu arttırmaya devam ediyor. Bu üçü arasında şimdilik en kötü senaryo dünya ekonomisinin 2020 yılında yüzde 8 daralacağı yönünde. IMF 24 Haziran’da daha kötü bir tahminle mi karşımıza çıkacak göreceğiz.

Toparlanmanın ne şekilde olabileceği konusunda ortaya atılan rota tanımlarından size de gına gelmiştir. Harfler, simgeler: V, U, W, L, r, karekök ve birçok yaratıcı simge. Toparlanmanın yörüngesini ve hızını işsizlik rakamları ve reel sektördeki gelişmeler belirleyecektir. Ben öyle düşünüyorum.

Her ne şekil olursa olsun doğal gaz, LNG sektörü ve genel anlamda gaz fiyatlarının toparlanması pek kolay olamayacak gibi gözüküyor. Kısacası, 2020 yılı doğal gaz ve LNG için kayıp bir yıl olabilir. Fiyatlar, alıcılar için iyi, satıcılar için kötü olmaya devam edecek gibi gözüküyor. Ancak bu yılın sektöre belki de tek katkısı, kontrat şartları ve fiyat müzakerelerinin artık ötelenemeyecek bir konu olduğunun gün yüzüne çıkmasıdır. Bakalım önümüzdeki 6 ay neler doğuracak.

Şimdilik herkes orta ve uzun vadede LNG talebinin artacağı konusunda hem fikir. Ancak, Shell CEO’su 9 Haziran’da verdiği bir mülakatta uzun vadede LNG talebinin yüzde 4’e yakın artacağını söylerken “yakın” kelimesi ile acaba bir mesaj mı veriyordu dersiniz?

Uzun vadede doğal gaz sektörü yeniden canlanan Hidrojen furyasında yer arayışında olacak: Bir yanda yenilenebilir enerjinin elektrolizi ile elde edilen yeşil Hidrojen, diğer yanda doğal gaz ve karbon yakalama esaslı mavi Hidrojen. LNG sektörü için ek baş ağrısı ise metan emisyonu nedeniyle boru gazının LNG’ye tercih edilmesi yolundaki tezlerle uğraşmak olacak.

Tüm bu zorlukların üstesinden gelmek için gerekli güven, özveri ve tecrübe bu sektörde var olduğundan, ben şahsen doğal gazın geleceği konusunda karamsar değilim.

Kalın sağlıcakla.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir