Akaryakıt

Elektrikli arabanın ardından hidrojenli araba: Yerli arabada ‘Devrim’

AA

Tanıtıldığı günden beri gündemden düşmeyen Türkiye’nin yerli elektrikli otomobili TOGG’un ardından bugün de hidrojen teknolojisiyle çalışan arabanın detayları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez tarafından paylaşıldı.

SİBEL ACAR-ANKARA/ Bakanlıkta gerçekleştirilen ‘Enerjide Arama Buluşmaları: Hidrojen’ panelinin ardından Bakanlık kampüsünde hidrojenli arabayı test eden Bakan Dönmez, üretilen bu araçların fosil yakıtlardan bağımsızlık ilan edilerek daha temiz bir yakıta doğru dönüşüm yaşandığını ifade etti.

Hidrojenli teknolojiyle üretilen araç hakkında açıklamalarda bulunan Dönmez; Bugün burada hidrojenli aracı denenmiş olduk. Bu tip şu an 2 araç var. 1 araç üzerinde daha çalışmalar sürüyor. Çalışma mekanizması, yakıt piline giden hidrojen elektriğe dönüşüyor elektrikle de motor aktive oluyor ve motor çalışıyor. Baktığınızda elektrikli otomobile benzer bir teknoloji fakat burada elektriği şarj etmeyerek hidrojen üzerinden bu kaynağı ele etmiş oluyorsunuz. Bu biraz daha gelecek teknolojiler. Avrupa ve Japonya’da bu konuda çalışmalar sürüyor” diye konuştu.

HİDROJEN SAYESİNDE MENZİL UZATILACAK

Hidrojen teknolojisinin menzil uzatmaya da yaracağını belirten Dönmez; “Bu üretilen teknolojide hidrojenin ucuz ve güvenli olması önemli. Biliyorsunuz ki hidrojen en atomik yapısı küçük olan element. Yoksa sudan da hidrojen elde edilir. Fakat bu daha pahalı. Bu sebeple biz kömürden hidrojen eldesi üzerine çalışıyoruz, doğalgazdan da keza öyle. Bunlar bize fosil yakıtlardan bağımsızlığımızı ilan ederek daha temiz bir yakıtın dönüşümün aracı olarak görüyoruz. Türkiye’de 8-10 yıldır bu konuda çalışmalar yürütülüyor. Bakanlığımızda hidrojende yol haritası oluşturmak için burada toplandık. Onlarla birlikte bir yol haritası oluşturup kamuoyuyla paylaşacağız.Bu teknoloji ile birlikte araçların bakımının daha uzun ömürlü ve menzil uzatma sağlanmış olacak. Üretilen arabada300 km elektrikle, 150 km hidrojenli yakıtla menzil uzatma teknolojisi var. Bir nevi kendi içinde hibrit bir araba diyebiliriz. Burada hidrojeni tutucu olarak boru kullanarak menzili uzatmış oluyoruz. Yüzde yüz hidrojenli araçlar da var. Bu teknolojiler sürekli gelişiyor” dedi.

2. ALTERNATİF HİDROJENLİ ARABA

TOGG’la ilgili bir ortak çalışma yürütülmesi gündemde mi sorusuna da yanıt veren Dönmez; “Orası yüzde yüz elektrikli bir alt yapı üzerine yürüyor. Şüphesiz elektrik motoru ve diğer aksamda benzer teknolojiler kullanılacak. Biz burada hidrojenle menzil arttırma yada yüzde yüz hidrojenli araç yapmak suretiyle elektriğin dışında 2. alternatif olarak gündeme getirdik. İlerde bu teknolojiler birlikte hareket edebilir. Hidrojen ve elektrikli otomobil hibriti gündeme gelebilir. Hidrojen konusu yeni olduğu için bu çalışamaları hep birlikte takip ederek süreci izleyeceğiz” diye konuştu.

Araç teknik detayları:

BOREN ve TÜBİTAK MAM işbirliğinde 2004 yılında başlatılan işbirliği çalışmaları kapsamında sodyum borhidrür ve yakıt pili  üretimi ve teknolojileri altyapısı için know-how geliştirilmiş olup bu konuda yapılan çalışmalara devam edilmektedir.

BOREN bünyesindeki Hidrojen Teknolojileri Laboratuvarı’nda “Borlu Hidrojen Üretim Sistemlerinin Geliştirilmesi ve BOREN Hidrojen Teknolojileri Laboratuvarında Kullanımı” konulu proje çalışmalarının yürütülmesinin yanı sıra hidrojen ve yakıt pilleri konularında üniversiteler, araştırma kurumları ve özel sektörden gelen test ve analiz taleplerinin karşılanmasına yönelik hizmetler de sunulmaktadır.

BOREN ve TÜBİTAK MAM işbirliğinde yıllar içerisinde kazanılan yetkinliğin bir araç konseptinde test edilmesi amacıyla sodyum borhidrürden hidrojen üreten ve yakıt pilini besleyen sistem yerli bir araca entegre edilerek aracı tahrik için gerekli elektrik enerjisi üretilmiştir. Aracın maksimum hızı 80 km/saat, menzili ise 150 km olarak ölçülmüştür. Araç 1 kg sodyum borhidrür ile 50 km yol gidebilmektedir. İhtiyaca yönelik anlık hidrojen üretim sistemi Türkiye’de ilk defa denenmiş ve bu ilk prototip yol testlerinde de başarılı olmuştur. İşbirliği kapsamında yürütülen ikinci çalışmada ise 40 kW.saat batarya kapasitesi olan elektrikli bir araca hidrojen üretim sistemi ve yakıt pili entegre edilmiştir. Bu sayede, batarya ile 250-300 km yol alabilen aracın menzili 150 km daha artırılarak tek bir şarjla 400-450 km menzile çıkarılmıştır.

BOREN ve TÜBİTAK MAM işbirliğinde bugüne kadar yakıt pili ve hidrojen teknolojileri konularında gerçekleştirilen projelerin çıktısı olan borlu hidrojen üretim sistemleri modifiye edilmiştir. İHA ve araç uygulamaları için ticarileşme potansiyeli olan iki farklı debide (5 L/dakika ve 70 L/dakika) hidrojen üretim sistemi geliştirilmesi ve yerli kontrol kartı ve yazılımı ile daha kompakt ve modüler halde üretilmesine yönelik çalışmalar devam etmektedir.

Ayrıca, 2019 yılının son çeyreğinde, BOREN, TÜBİTAK MAM  ve GEN Otomobil işbirliği ile  yürütülmek üzere “Mobil Bor Temelli Hidrojen Üretim Sistemi ve Yakıt Pilli Elektrikli Araç Entegrasyonu (MAMBORGEN-e)” başlıklı proje  çalışmaları başlatılmıştır.  Bu proje kapsamında, tamamen yerli olarak GEN Otomobil tarafından üretilmiş bir elektrikli araca bataryaların daha uzun süre şarja ihtiyaç duymaksızın kullanımını sağlamak amacıyla 10 kW kapasiteli yakıt pili sistemi yerleştirilecektir. Sodyum borhidrürden üretilmiş ve basınçlandırılmış hidrojenin yakıt pili sisteminde kullanılmasıyla aracın batarya sistemi şarj edilecek ve bu sayede 300 km olan mevcut menzil 150-200 km daha arttırılacaktır. Bu yöntemin sağladığı en büyük avantaj hidrojen enerji yoğunluğunun batarya enerji yoğunluğuna göre yaklaşık on kat daha fazla olmasıdır ve araç üzerine daha az batarya yerleştirilmesini mümkün hale getirmesidir. Yakıt hücrelerinde hidrojen elektriğe dönüşürken açığa sadece su buharı çıkmakta ve çevreye zararlı emisyon salınmamaktadır. Günümüzde Toyota, Hyundai, Honda, Ford ve BMW gibi araç firmaları yakıt pilli araçlar (FCV, Fuel Cell Vehicle) üretmekte ve ömür testi yapmaktadırlar. Söz konusu projeyle de yerli ve milli olarak geliştirilen yakıt pili teknolojisinin 3. nesil elektrikli bir araca entegrasyonu kapsamında ülkemizde de benzer çalışmalar yapılmış olacaktır.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir